ABD - AB Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması ( TTIP ) Türkiye açısından Bir Amerikan Rüyası mı?  

ABD - AB Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması ( TTIP ) Türkiye açısından Bir Amerikan Rüyası mı?

Bu kararın altında yatan başlıca neden ise dünya sanayisinin iki büyük aktörü olan Amerika ve Avrupa’nın  giderek zayıflayan ve daralan  ekonomileri, Çin menşeli sanayi mallarının  dünya piyasalarındaki hızlı artışı, dünya ekonomik  ekseninin Asya’ya kayması gibi etkenler nedeniyle  Küresel ekonominin yüzde 47’sine karşılık gelen bu iki devin   rekabetle değil ancak işbirliği ile  dünya üzerinde egemenliklerini sürdürebileceklerini anlamış olmalarıdır.

Bu gelişme sadece ekonomik anlamda değil siyasi ve stratejik anlamda da oldukça  önem arz etmektedir. Ekonomik anlamda  bu karar bugüne kadar bir serbest ticaret alanı oluşturulması konusunda atılmış en büyük adım niteliğini taşımaktadır. AB ve ABD’nin  yukarında bahsedildiği üzere dünya ekonomisinin yaklaşık olarak yarısını (% 46,7) ve dünya ticaretinin yaklaşık olarak üçte birini (% 30,4) teşkil ettiği; karşılıklı yatırımların değerinin ise 3,7 trilyon dolar olduğu düşünüldüğünde, iki taraf arasındaki ticaret ve yatırım ilişkisinin boyutlarının dünya ekonomisi açısından ne ifade ettiği çok  daha iyi anlaşılmaktadır.

Siyasi açıdan bakıldığında ise son 10 yılda dünyada güçler dengesinin küresel ekonominin yıldızları  Çin ,Hindistan, Kore ve Japonya gibi ülkeler nedeni ile Asya’ya kaymakta olduğu gerçeği göz önüne alındığında  TTIP ile sağlanacak ABD-AB entegrasyonu Batı’nın eksen kaymasına  vereceği cevap olacaktır. ABD ise global güç olarak, bir yandan dış politikasını Asya-Pasifik eksenine oturturken, diğer yandan da Batı dünyasının birliğini sağlayarak yükselmekte olan Çin’i dengelemeyi amaçlamaktadır. Anlaşmanın  stratejik açıdan önemi ise Avrupa ve ABD’ye küresel ticaretin kurallarının belirlenmesinde, Çin ve Hindistan gibi ülkelerden önce söz sahibi olma imkanını verecek olmasıdır.

Gümrük Birliği Kapsamındaki Serbest Ticaret Anlaşmaları’nın  Türkiye’ye  Etkisi

AB – ABD Ticaret ve Yatırım Anlaşması Türkiye açısından oldukça kritik öneme sahiptir. AB ile aramızda tesis edilen Gümrük Birliği’nin yasal dayanağı olan 1/95 Sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın 16 ncı maddesi ile Türkiye, ticaret politikasını Topluluğun Ticaret Politikasına uyumlu hale getirmek amacıyla Kararın yürürlüğe girmesinden itibaren beş yıl içinde Topluluğun tercihli gümrük rejimine aşamalı olarak uyum sağlayacağı ve bu uyumun  hem otonom rejimleri hem de üçüncü ülkelerle tercihli anlaşmaları kapsayacağı, bu amaçla, Türkiye gerekli önlemleri alarak ve ilgili ülkelerle karşılıklı yarar temeline dayanan anlaşmaları müzakere edeceği belirtilmiştir.

Taraflar arasındaki tarife ve tarife dışı engellerin kaldırıldığı ve ayrıca birlik dışında kalan üçüncü ülkelere yönelik olarak da ortak ticaret politikasının uygulandığı bir ekonomik entegrasyon  modeli olan gümrük birliği çerçevesinde AB’nin gelişmiş bir ekonomi olarak üçüncü ülkelerle gerçekleştirdiği Serbest Ticaret Anlaşmaları’nı ( STA ) gelişmekte olan ülke konumundaki Türkiye’nin de tanıma zorunluluğu getirilmesi  Türkiye aleyhine asimetrik bir yapının oluşmasına neden olmuştur.

Türkiye’nin AB ile imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşması sonucunda karşı karşıya kaldığı temel riskler aşağıda sıralanmıştır.

.AB’nin gerçekleştirmekte olduğu STA müzakerelerinde Türkiye’nin herhangi bir söz hakkına sahip olmaması,

.Türkiye’nin AB’den bağımsız olarak üçüncü ülkelerle STA yapma hakkına sahip olmaması,

.Türkiye’nin AB ile STA imzalayan her ülke için açık bir pazar konumuna gelmesi yani söz konusu ülkelerin ürünlerinin AB üzerinden serbest dolaşım ilkesi gereği  Türkiye’ye gümrük vergisiz  giriş yapabilmesi ancak menşei kuralı gereği AB’de serbest dolasımda bulunan Türk menşeli malların AB üzerinden üçüncü ülkelere STA kapsamında gönderilememesi,

.Örneğin Meksika gibi AB ile STA imzalayan  ülkelerin Türkiye ile STA yapma konusunda isteksiz olmaları,

·AB’nin imzaladığı her STA paralelinde Türkiye menşeli ürünlerin AB’deki göreceli avantajının azalması ve Gümrük Birliği ortakları arasında haksız rekabet koşullarının oluşmasına neden olması.

Dolayısıyla Türkiye, Gümrük Birliği içinde olup da AB’nin yaptığı STA’ları Ortak Ticaret Politikası nedeni ile üstlenen ancak STA müzakerelerini AB ‘den ayrı olarak yürüten ve eş zamanlı olarak yürürlüğe koyma imkanına sahip olmayan tek ülke durumunda bırakılmıştır.

Halbuki MERCOSUR ve KÖRFEZ İŞ BİRLİĞİ KONSEYİ gibi bölgesel entegrasyonlarda STA’lar tüm üyeler adına müzakere edilmekte ve tüm üye ülkelerde eş zamanlı olarak yürürlüğe girmektedir.

Ayrıca, AB, bugüne kadar yaptığı STA’lara eklediği hükümlerle gümrük birliği ortağı olan ANDORRA ve SAN MARINO’yu anlaşma kapsamına aldığı düşünüldüğünde Türkiye’nin ısrarlı bir şekilde STA  müzakerelerinin dışında bırakılması açık bir şekilde çifte standart yaratmaktadır.

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’nın  Dünya Üzerindeki  Olası Etkileri

AB Komisyonu’nun hesaplamalarına göre, 71.2 trilyon dolar olan dünya gayri safi yurtiçi hasılasına anlaşma sayesinde 926.6 milyar dolar eklenecektir. Atlantik Okyanusu’nun iki yakası arasında ticaretin serbestleştirilmesi 2027 yılına kadar AB’nin GSYH’sini yüzde 0,5, ABD’nin GSYH’sini ise yüzde 0,4 artıracaktır. Bu çerçevede Anlaşmanın AB’ye yılda 119 milyar Euro, ABD’ye 95 milyar Euro ekonomik katkı yapacağı tahmin edilmektedir. Ayrıca ekonomik büyümeyi sağlama ve istihdamı artırmada önemli rol oynayacaktır. Üye ülkelerin büyüme oranlarına %1'lik bir katkı sağlaması beklenen bu anlaşmanın 2 milyon kişiye de istihdam sağlayacağından söz edilmektedir.

AB-ABD Serbest Ticaret Anlaşmasının imzalanması halinde Anlaşmanın dışında kalacak olan  Rusya’nın kaybının 44.9 milyar dolar olacağı, Çin ekonomisinin 35.2 milyar dolar; Hindistan ekonomisinin ise 35.3 milyar dolar zarar göreceği hesaplanmaktadır.

Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’nın  Türkiye’ye İzdüşümü

Türkiye’nin Gümrük Birliği’nde ki yukarıda bahsedilen özel durumu göz önüne alındığında AB’nin ABD ile serbest ticaret alanı oluşturması ve Türkiye’nin bu alanın dışında kalması durumunda, ABD menşeli  mallarının Türkiye'ye gümrük vergisiz girebilmesi, buna mukabil Türk menşeli mallarının ABD'ye girerken vergiye  tabi olması gibi asimetrik  bir durum ortaya çıkacaktır. Bu durum ülkemiz açısından  vergi kaybına  neden olacağı gibi ticaret sapması nedeni ile de ABD menşeli mallarla ülkemizin ticari anlamda  bir nevi istila edilme riskini doğuracaktır. Ayrıca  ABD pazarında ihracatçılarımızın  anlaşmadan dolayı tarife ve tarife dışı engelleri kaldırılan  AB ihracatçılarına göre ciddi anlamda dezavantajlı konuma gelecek olması sebebi ile de ABD’ye yaptığımız ihracatında  azalacağı düşünüldüğünde sonuç olarak süreç dışında kalınması durumunda  ülke ekonomisinin  çok ciddi anlamda zarar göreceği   aşikardır.

ABD – AB Anlaşmasının müzakere sürecinde Türkiye’nin devre dışı bırakılması ile Türkiye’nin en az 20 milyar dolar kayba uğrayacağı, milli gelirinde yüzde 2,5’a varan kayıp yaşanacağı hesaplanmaktadır.

Diğer taraftan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası uzmanlarının “AB-ABD Serbest Ticaret Anlaşması ve Türkiye Üzerine Etkileri” başlıklı bir araştırmasındaki bazı önemli saptamalar şöyle:

·Türkiye’nin ABD’ye gümrüksüz mal satabilme imkânına kavuşması durumunda ihracatı yüzde 7 oranında artacak.

·Türkiye’nin ABD-AB arasındaki Serbest Ticaret Anlaşmasına katılmaması durumunda Gayri Safi Yurtiçi Hasılasında (GSYH) 4 milyar dolarlık zarar oluşacak.

·Türkiye anlaşmaya taraf olursa GSYH’da 31 milyar dolarlık bir artış sağlanacak. Zarar ortadan kalkacağı için toplam fayda 35 milyar doları bulacak.

Türkiye’nin Transatlantik Ticaret ve Yatırım Anlaşması’na Dahil Olmasına  İlişkin Alternatifler

İlk olarak, Türkiye’nin AB ile birlikte ABD ile müzakerelere eş zamanlı olarak girmesi AB ve Türkiye’ye eşit hak ve yükümlülükler getirmesi itibarıyla Türkiye için en ideal tercih olarak görülebilir. Ancak, AB’nin bu yönde bir istek ve girişiminin olmadığı ve müzakerelere Türkiye’den önce başlamış olduğu dikkate alındığında bu tercihin gerçekleşme ihtimali zayıftır. ABD Kongre’sinin buna ilişkin onay sürecinin kolay olmayacağı AB Ticaret Temsilcisi Froman tarafından da dile getirilmiştir.

Türkiye’nin müzakerelerde yer alamamasını telafi etmek maksadıyla, Avrupa Komisyonu’nun Türkiye adına da müzakereleri yürütmesi seçeneği zaman zaman dile getirilen bir diğer farklı yaklaşımdır. Bu durumda Ortaklık Konseyi’nin bu yönde bir karar almasıyla Türkiye’nin adına AB’nin müzakere etmesi sağlanabilir.

“Andorra modeli”10 olarak adlandırılan ve AB’nin her hangi bir üçüncü ülke ile STA yapması halinde “aynı haklardan Gümrük Birliği kapsamında Türkiye’nin de otomatik olarak yararlanabilmesini” sağlayabilecek böyle bir hükmün TTIP Anlaşmasına eklenmesi  gerekecektir. AB yetkililerinin Türkiye adına böyle bir hüküm eklenmesi  konusunda ısrarcı olmaları olasılığı düşüktür. Türkiye’nin Andorra gibi küçük bir ülkeye kıyasla rekabet gücü ve ekonomik büyüklüğü dikkate alındığında bu yaklaşımın özellikle ABD mercileri nezdinde kabul bulmayacağı düşünülmektedir. Ayrıca, Gümrük Birliği  kapsamının dar olmasının ve Gümrük Birliği içine giren ve girmeyen konuların nasıl ayırt edileceği konusunda da belirsizlik olmasının bu yaklaşımı zora soktuğu anlaşılmaktadır.

Bu opsiyona ek olarak, özellikle Ekonomi Bakanlığı’nda tartışılan bir diğer yaklaşım ise Güçlendirilmiş Türkiye Hükmü olarak adlandırılan yöntemdir. Buna göre, AB karşı taraf ABD’yi Türkiye ile eş zamanlı ve paralel müzakereleri bir an evvel başlatmaya davet edecektir. Bu süre zarfında AB’de serbest dolaşımda bulunan Türk ihraç ürünleri AB-ABD ortaklığından yararlanacak ve ABD pazarına gümrük vergisi vb. muaf olarak giriş yapabilecektir. Bu durum ABD ile Türkiye STA sürecini tamamlayana kadar sürecek ve böylece Türkiye’nin ABD pazarında AB’den farklı (daha yüksek) gümrük vergileri ile karşılaşmasının önüne geçilmiş olacaktır. Söz konusu uygulama Uluslararası Standart Ticaret Sınıflandırması’nın (SITC) 25 ila 97 bölümleri arasında yer alan ve Gümrük Birliği’nin kapsadığı sanayi ürünleri için geçerli olacaktır. Ancak bu alternatif konusunda da bir ilerleme görülmemektedir.

Özetle, Avrupa Birliği’nin Türkiye adına ABD’den Türk ürünlerinin TTIP düzenlemeleri çerçevesinde ABD pazarına gümrüksüz girişinin yolunun açılmasını ve AB’ye sağlanan hakların Türkiye’ye de sağlanmasını talep etmesini beklemek pek gerçekçi görünmemektedir.

Şu an itibarıyla en mantıklı  seçenek ise, Türkiye’nin ABD ile kendi başına bir STA müzakere sürecini başlatmasıdır.  

Sonuç

AB-ABD arasında Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı müzakerelerinin 9 ncu turunun tamamlandığı düşünüldüğünde Türkiye’nin bir an evvel bu sürece dahil olması yukarıda bahsedildiği üzere  hem ticari hem ekonomik hem de stratejik açıdan  önem arz etmektedir.

Bu bağlamda ya Türkiye AB ile Gümrük Birliği’nin koşullarını yeniden müzakere etmeli ve AB’nin üçüncü ülkelerle yaptığı STA’lara Türkiye koşulu eklemeli ya da Türkiye ABD ile eş zamanlı olarak STA müzakerelerine başlamalıdır.

Mayıs ayı içinde Brüksel’de Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci ve AB Komiseri Cecilia Malmström’ün  Gümrük Birliği anlaşmasının 20. Yılında  anlaşma koşullarının tekrar güncellenmesi için görüşmeleri ve bu konuda ortak bir karar alınması serbest ticaret anlaşmalarına uyum konusunda yaşanan sorunlara kalıcı bir çözüm olabilir.

Küresel hasılanın yarısını paylaşan bu iki dev ekonominin oluşturacağı ekonomik entegrasyonun dışında kalınması halinde ise  ilerleyen zaman zarfında devletin en üst mercilerince  gittikçe artan bir tonla dile getirdikleri  Gümrük Birliği’nin sürdürülemeyeceği fikri iyiden iyiye tartışılacak gibi duruyor.

TTIP Anlaşması Türkiye açısından gerçek mi olacak yoksa bir Amerikan rüyası mı,  bekleyip göreceğiz.

KAYNAK

[ 1] T.C.  Merkez Bankası Ekonomi Notları AB-ABD Serbest Ticaret Anlaşması ve Türkiye Üzerine Etkileri- Didem Güneş, Merve Mavuş, Arif Oduncu

[2] Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı (TTIP): Türkiye’nin Katılımı Açısından Bir Değerlendirme -M. Sait Akman

[3] AB – ABD Ticaret ve Yatırım Anlaşması ve Türkiye’ye Etkileri- Nazli Üstün

[4] AB’nin Üçüncü Ülkelerle Yaptığı Serbest Ticaret Anlaşmalarının Türkiye-AB Ekonomik İlişkilerine Etkisi- Cemalettin Damlacı

 

ADİL ÖZSOĞUK
GÜMRÜK MÜŞAVİRİ