I.
Özet
Dökme eşya ithalatında,
yükleme limanında düzenlenen ticari fatura ile tahliye limanında fiilen teslim
edilen miktara göre düzenlenen revize fatura arasındaki ilişki, gümrük
kıymetinin belirlenmesi bakımından uygulamada önemli uyuşmazlıklara neden
olmaktadır. Bazı uygulamalarda, antrepo beyannamesinde ilk faturanın beyan
edilmiş olması gerekçe gösterilerek ithalat beyannamesinde revize faturanın
esas alınması eksik kıymet beyanı olarak değerlendirilmekte ve buna bağlı ek
tahakkuk ile idari para cezaları uygulanabilmektedir.
Bu çalışmada, dökme eşya
ithalatında revize faturanın hukuki niteliği; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24’üncü
maddesinde düzenlenen "fiilen ödenen veya ödenecek fiyat" ilkesi,
Gümrük Yönetmeliğinin 192, 332, 487 ve 582’nci maddeleri, Gümrükler Genel
Müdürlüğünün 28.10.2004 tarihli ve 029816 sayılı ile 15.06.2010 tarihli ve
13273 sayılı görüş yazıları birlikte değerlendirilmek suretiyle incelenmiştir.
Çalışmada, antrepo
beyannamesinde ilk faturanın beyan edilmesinin, Gümrük Yönetmeliğinin 332’nci
maddesi gereğince fiili miktar henüz kesinleşmeden yerine getirilmesi gereken
usulî bir zorunluluktan kaynaklandığı; buna karşılık tahliye sonunda fiilen
teslim edilen miktar esas alınarak düzenlenen revize faturanın taraflar
arasındaki nihai satış bedelini ortaya koyduğu ortaya konulmuştur. Ayrıca, dökme
eşyanın tabiatından kaynaklanan miktar farklılıklarının Gümrük Yönetmeliğinde
yükümlü lehine hukuki sonuç bağlanan doğal bir olgu olarak kabul edildiği
değerlendirilmiştir.
Sonuç olarak, dökme eşya
ithalatında gümrük kıymeti tartışmasının merkezinde revize faturanın değil,
4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 24’üncü maddesinde yer alan "fiilen ödenen
veya ödenecek fiyat" ilkesinin bulunduğu; revize faturanın ise bu ilkenin
somut olaydaki en güçlü ispat aracı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Anahtar
Kelimeler & Kısaltmalar:
Gümrük Kıymeti, Dökme Eşya,
Revize Fatura, Fiilen Ödenen veya Ödenecek Fiyat, Gümrük Kanunu m.24, Antrepo
Beyannamesi, Gümrük Yönetmeliği, Ek Tahakkuk.
ABSTRACT
THE EFFECT OF REVISED
INVOICES ON CUSTOMS VALUE IN BULK CARGO IMPORTS: An Analysis within the
Framework of Article 24 of the Turkish Customs Code No. 4458, the Customs
Regulation and Administrative Opinions
Bulk cargo imports
frequently involve differences between the quantity loaded at the port of
shipment and the quantity actually discharged at the port of destination. As a
result, exporters often issue a revised invoice based on the quantity actually
delivered. In practice, however, customs authorities may regard the declaration
of the revised invoice instead of the original shipment invoice as an
undervaluation, particularly where the original invoice was declared in the
customs warehouse declaration.
This article examines the
legal nature of revised invoices in bulk cargo imports within the framework of
Article 24 of the Turkish Customs Code No. 4458, which defines customs value as
the price actually paid or payable, together with Articles 192, 332, 487 and
582 of the Customs Regulation and the administrative opinions of the
Directorate General of Customs dated 28 October 2004 (No. 029816) and 15 June
2010 (No. 13273).
The study argues that the
declaration of the original shipment invoice in the warehouse declaration is
merely a procedural requirement arising from Article 332 of the Customs
Regulation, since the actual quantity is not yet known at that stage. By
contrast, the revised invoice issued after discharge reflects the final
quantity delivered and therefore represents the actual transaction value agreed
between the parties. Furthermore, quantity discrepancies inherent in bulk cargo
are recognized by the Customs Regulation as natural occurrences producing legal
consequences in favour of the declarant.
The article concludes that
the decisive criterion for customs valuation in bulk cargo imports is not the
existence of a revised invoice itself but the "price actually paid or
payable" as provided in Article 24 of the Customs Code. Accordingly, the
revised invoice constitutes the strongest documentary evidence of that
transaction value.
II.
Dökme Eşya
Ticaretinin Hukuki ve Ticari Özellikleri
2.1. Dökme Eşya Ticaretinin
Kendine Özgü Yapısı
Uluslararası
ticarette dökme eşya (Bulk Cargo), paketlenmeksizin gemi ambarı veya
tanklarında taşınan; miktarı yükleme ve tahliye işlemleri sırasında yapılan
ölçümlerle belirlenen eşya grubunu ifade etmektedir. Ham petrol, bitkisel
yağlar, kimyasal sıvılar, tahıllar, kömür, cevher ve benzeri ürünler bu
kapsamda değerlendirilmektedir.
Dökme eşya
ticaretini diğer ticari işlemlerden ayıran en temel özellik, yükleme limanında
tespit edilen miktarın tahliye limanında fiilen teslim edilen miktarla her
zaman birebir örtüşmeyebilmesidir.
Bu durum,
ticari hayatın olağan akışı içerisinde istisnai bir durum değil; aksine dökme
yük taşımacılığının doğasından kaynaklanan ve uluslararası ticarette uzun yıllardır
kabul edilen teknik bir gerçektir.
Bu nedenle
dökme eşya ticaretinde taraflar arasındaki hukuki ve ticari ilişki, yalnızca
yükleme limanında düzenlenen belgeler üzerinden değil; tahliye sonunda
kesinleşen fiili teslim miktarı esas alınarak tamamlanmaktadır.
2.2. Dökme Eşyada Miktar
Farklılıklarının Ticari ve Teknik Nedenleri
Dökme eşya
taşımacılığında yükleme ve tahliye miktarları arasında farklılık meydana
gelmesine neden olabilecek çok sayıda teknik unsur bulunmaktadır.
Bunlardan
başlıcaları;
1.
Sıcaklık değişimlerine
bağlı hacim farklılıkları,
2.
Yoğunluk (Density)
değişimleri,
3.
Tank diplerinde kalan
ürün miktarı,
4.
Taşıma sırasında
oluşan doğal fire,
5.
Gemi ve terminal ölçüm
yöntemleri arasındaki farklılıklar,
6.
Yükleme ve tahliye
limanlarında kullanılan ölçüm sistemleri ile kantar ve tank kalibrasyonları
arasındaki farklılıklardır.
Dolayısıyla,
dökme eşyanın fiilen teslim edilen miktarının yükleme limanındaki miktardan
farklı olması tek başına eksiklik, usulsüzlük veya yanlış beyan olarak
değerlendirilemez. Aksine, bu farklılıklar uluslararası taşımacılık uygulamalarında
öngörülen ve ticari sözleşmelerde dikkate alınan doğal sonuçlardır.
2.3. Nihai Satış Bedelinin
Tahliye Sonunda Kesinleşmesi
Dökme eşya
ticaretinde yükleme limanında düzenlenen ticari fatura çoğu zaman taraflar
arasındaki kesin satış bedelini göstermemektedir. Bunun temel nedeni, yükleme
anında fiilen teslim edilecek kesin miktarın henüz bilinmemesidir.
Bu nedenle
uluslararası ticari uygulamada, ilk fatura sevkiyatın gerçekleştirilmesine esas
teşkil eden geçici nitelikte bir ticari belge niteliği taşımakta; tahliye
sonunda fiilen teslim edilen miktarın kesinleşmesi üzerine ise ihracatçı
tarafından revize fatura düzenlenmektedir. Revize fatura ile taraflar
arasındaki ticari hesaplaşma tamamlanmakta; fazla veya eksik ödemeler
mahsuplaşılmakta ya da iade edilmekte ve böylece gerçek satış bedeli
kesinleşmektedir.
Dolayısıyla
revize fatura yeni bir satış işlemini değil; mevcut satış sözleşmesi kapsamında
fiilen teslim edilen miktara göre kesinleşen nihai satış bedelini
göstermektedir.
2.4. Dökme Eşya Ticaretinin
Gümrük Kıymetine Etkisi
4458
sayılı Gümrük Kanunu’nun 24’üncü maddesinde ithal eşyasının gümrük kıymetinin
"fiilen ödenen veya ödenecek fiyat" olduğu hükme bağlanmıştır. Bu
ilke dikkate alındığında, dökme eşya ithalatında hukuken önem taşıyan husus,
yükleme limanında düzenlenen ilk faturanın tutarı değil; fiilen teslim edilen
miktar esas alınarak taraflar arasında kesinleşen nihai satış bedelidir. Bu
nedenle revize fatura, gümrük kıymetini değiştiren yeni bir işlem değil;
Kanunun 24’üncü maddesinde esas alınan fiilen ödenen veya ödenecek fiyatın
somut olaydaki en önemli ispat aracıdır.
III.
Revize Faturanın
Hukuki Niteliği
3.1. Revize Faturanın
Düzenlenme Amacı
Dökme eşya
ticaretinde revize fatura, ilk faturanın iptali, değiştirilmesi veya yeni bir
satış işleminin belgelendirilmesi amacıyla düzenlenen ikinci bir ticari belge
değildir. Revize fatura; yükleme limanında henüz kesin olarak belirlenemeyen
fiili teslim miktarının tahliye limanında kesinleşmesi üzerine, taraflar
arasındaki satış ilişkisinin gerçek kapsamını ve nihai ekonomik sonucunu ortaya
koymak amacıyla düzenlenmektedir.
Dökme eşya
taşımacılığında yükleme anında düzenlenen ticari fatura, fiilen teslim edilecek
kesin miktarı değil, sevkiyat anındaki yükleme miktarını esas almaktadır. Fiili
teslim miktarı ise tahliye sonunda yapılan ölçüm ve tartımlar sonucunda
belirlenmektedir. Bu nedenle revize fatura, ilk faturada yer alan bilgileri
değiştiren değil; satış sözleşmesinin fiilen nasıl ifa edildiğini ve teslimin
hangi miktar üzerinden gerçekleştiğini ortaya koyan ticari belgedir.
Dolayısıyla
revize faturanın düzenlenme amacı, ilk faturayı düzeltmek değil; satış
sözleşmesinin ifası sonucunda ortaya çıkan hukuki ve ekonomik gerçekliği kayıt
altına almaktır.
3.2. Revize Fatura Yeni Bir
Satış İşlemi Değildir
Uygulamada
zaman zaman revize faturanın, ilk satıştan bağımsız yeni bir ticari işlem veya
ikinci bir satış olarak değerlendirildiği görülmektedir. Ancak bu yaklaşım,
dökme eşya ticaretinin hukuki ve ticari yapısıyla bağdaşmamaktadır.
Revize
faturanın düzenlenmesiyle birlikte;
Değişen
tek unsur, tahliye sonunda fiilen teslim edilen miktarın kesinleşmesi ve buna
bağlı olarak taraflar arasındaki nihai ticari hesaplaşmanın
gerçekleştirilmesidir.
Bu nedenle
revize fatura, yeni bir borç ilişkisi doğuran veya mevcut sözleşmenin yerine
geçen yeni bir işlem değil; mevcut satış sözleşmesinin fiilen nasıl ifa
edildiğini gösteren ticari belgedir.
3.3. Revize Fatura Hukuki
Niteliği İtibarıyla Hukuki ve Ticari Gerçekliği Ortaya Koyan Bir Belgedir
Kanaatimizce
uygulamada yapılan en önemli değerlendirme hatalarından biri, revize faturanın
ilk faturayı düzelten ikinci bir belge olarak görülmesidir.
Oysa
revize fatura, ilk faturayı hükümsüz hale getiren veya onun yerine geçen bir
belge değildir. İlk fatura, yükleme aşamasındaki ticari işlemi ve sevkiyatın
başlangıç koşullarını gösteren belge olma niteliğini korumaktadır.
Revize
fatura ise tahliye sonunda fiilen teslim edilen miktarın satıcı ve alıcı
tarafından kabul edilmesiyle birlikte, taraflar arasındaki ticari ilişkinin
hangi miktar ve hangi bedel üzerinden sonuçlandığını ortaya koymaktadır.
Başka bir
ifadeyle revize fatura, ilk faturayı değiştiren bir belge değil; satış
sözleşmesinin fiilen nasıl ifa edildiğini ve taraflar arasındaki hukuki
ilişkinin hangi ekonomik sonuçla tamamlandığını açıklayan belgedir.
Bu yönüyle
revize fatura, hukuki niteliği itibarıyla bir "düzeltme belgesi"
değil, gerçekleşen hukuki ve ticari durumu açıklayan ve kesinleştiren ticari
belge niteliğindedir.
3.4. Revize Fatura, Nihai
Ticari Hesaplaşmanın Belgesidir
Dökme eşya
ticaretinde taraflar arasındaki mali ilişki, yükleme limanında düzenlenen ilk
faturaya göre değil; tahliye sonunda fiilen teslim edilen miktar esas alınarak
sonuçlandırılmaktadır.
Fiili
miktarın eksik çıkması halinde fazla ödenen bedel satıcı tarafından iade
edilmekte veya taraflar arasında mahsuplaşılmaktadır. Fiili miktarın fazla
çıkması halinde ise ilave ödeme yapılmaktadır.
Dolayısıyla
revize fatura yalnızca muhasebe kayıtlarının düzeltilmesini sağlayan bir belge
değildir. Aynı zamanda;
ortaya
koyan temel ticari belgedir.
Bu nedenle
revize fatura, taraflar arasındaki ticari ilişkinin hangi bedel üzerinden
kesinleştiğini gösteren en güçlü ticari delil niteliğini taşımaktadır.
3.5. Bölüm Sonucu
Revize
fatura, dökme eşya ticaretinde yeni bir satış işlemini belgeleyen ikinci bir
fatura değildir. Hukuki niteliği itibarıyla revize fatura; satış sözleşmesinin fiilen
nasıl ifa edildiğini, tahliye sonunda kesinleşen teslim miktarını ve buna bağlı
olarak oluşan nihai satış bedelini ortaya koyan ticari belgedir.
Bu nedenle
revize faturanın hukuki değeri, ilk faturayı değiştirmesinden değil; taraflar
arasında fiilen gerçekleşen ticari ilişkinin hukuki ve ekonomik gerçekliğini
açıklamasından kaynaklanmaktadır.
Kanaatimizce
dökme eşya ithalatında revize faturaya ilişkin tartışmanın odak noktası, ilk
fatura ile revize fatura arasında bir tercih yapılması değildir. Asıl tartışılması
gereken husus, taraflar arasında fiilen hangi teslim miktarı ve hangi satış
bedelinin kesinleştiğidir. Revize fatura ise bu hukuki ve ekonomik gerçekliği
ortaya koyan en güçlü ticari belgedir. Bu nedenle gümrük kıymeti bakımından
hukuki değer taşıyan husus, revize faturanın varlığı değil; onun ispat ettiği
kesinleşmiş ticari gerçekliktir.
IV.
4458 sayılı Gümrük
Kanunu’nun 24’üncü Maddesi Açısından Değerlendirme
4.1. Gümrük Kıymetinin
Esası: Satış Bedeli
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesine göre ithal eşyasının gümrük kıymeti,
eşyanın satış bedelidir. Kanun, satış bedelini ise Türkiye'ye ihraç amacıyla
yapılan satışta, gerekli düzeltmelerin de yapıldığı "fiilen ödenen veya
ödenecek fiyat" olarak tanımlamaktadır. Maddenin devamında ise fiilen
ödenen veya ödenecek fiyatın, ithal eşyası için alıcının satıcıya veya satıcı
yararına yaptığı ya da yapması gereken ödemelerin toplamı olduğu açıkça hükme
bağlanmıştır.
Kanun
koyucunun kullandığı bu ifade bilinçli bir tercihin sonucudur. Kanun, gümrük
kıymetini belirlerken herhangi bir ticari belgeyi, faturayı veya muhasebe
kaydını esas almamış; bunların ötesinde taraflar arasında gerçekleşen ekonomik
değeri, yani fiilen ödenen veya ödenecek satış bedelini esas almıştır.
Dolayısıyla
gümrük kıymetinin belirlenmesinde hareket noktası, belirli bir faturanın
varlığı değil; satış sözleşmesi kapsamında taraflar arasında fiilen hangi
bedelin kesinleştiğinin tespitidir.
4.2. "Fiilen Ödenen
veya Ödenecek Fiyat" Kavramının Hukuki Anlamı
"Fiilen
ödenen veya ödenecek fiyat" kavramı, gümrük kıymeti hukukunun temelini
oluşturmaktadır. Kanun, gümrük kıymetini şekli belgelere değil, ekonomik
gerçekliğe dayandırmıştır.
Nitekim
Kanun'un 24’üncü maddesinin üçüncü fıkrasında, fiilen ödenen veya ödenecek
fiyatın yalnızca faturada yazılı tutardan ibaret olmadığı; ithal eşyasının
satış koşulu olarak satıcıya veya satıcı yararına yapılan ya da yapılacak tüm
ödemeleri kapsadığı açıkça belirtilmiştir.
Bu
düzenleme göstermektedir ki Kanun'un koruduğu hukuki değer, bir faturanın şekli
içeriği değil; taraflar arasında fiilen gerçekleşen ticari ilişkinin ekonomik
sonucudur.
Dolayısıyla
bir uyuşmazlıkta cevap aranması gereken temel soru:
"Hangi
fatura düzenlenmiştir?" değil,
"Taraflar
arasında fiilen hangi satış bedeli kesinleşmiştir?" olmalıdır.
Kanaatimizce
uygulamada yapılan en önemli hata da bu iki sorunun birbirine
karıştırılmasıdır.
4.3. Dökme Eşya Ticaretinde
Fiilen Ödenen veya Ödenecek Fiyatın Belirlenmesi
Dökme eşya
ticaretinde yükleme limanında düzenlenen ilk ticari fatura, fiilen teslim
edilecek kesin miktar henüz bilinmediğinden geçici nitelikte bir ticari belge
niteliğindedir. Tahliye sonunda fiilen teslim edilen miktarın kesinleşmesi
üzerine ise taraflar arasındaki ticari hesaplaşma yeniden yapılmakta; fiili
miktarın eksik çıkması halinde fazla ödenen bedel iade edilmekte veya
mahsuplaşılmakta, fazla çıkması halinde ise ilave ödeme gerçekleştirilmektedir.
Bu aşamada
taraflar arasında kesinleşen bedel, artık ilk faturada yer alan tutar değil;
revize fatura ile ortaya konulan nihai satış bedelidir. Dolayısıyla dökme eşya
ithalatında Kanun'un 24’üncü maddesinde aranan "fiilen ödenen veya
ödenecek fiyat", yükleme anındaki varsayımsal bedel değil; tahliye sonunda
fiilen teslim edilen m24’üncüsas alınarak kesinleşen satış bedelidir.
4.4. Revize Faturanın
Gümrük Kıymeti Açısından Hukuki Değeri
Buraya
kadar yapılan açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde revize faturanın hukuki
önemi, ikinci bir ticari belge olmasından kaynaklanmamaktadır. Revize faturaya
hukuki değer kazandıran husus, onun taraflar arasında fiilen kesinleşen satış
bedelini açıklamasıdır. Başka bir ifadeyle, revize fatura gümrük kıymetini
değiştiren belge değildir; gümrük kıymetine esas alınması gereken fiilen ödenen
veya ödenecek fiyatı açıklayan belgedir. Bu nedenle dökme eşya ithalatında
hukuki tartışmanın revize faturanın varlığı üzerinden değil, revize faturanın
gerçekten taraflar arasında kesinleşen satış bedelini yansıtıp yansıtmadığı
üzerinden yürütülmesi gerekir. Eğer revize fatura, fiili teslim miktarını,
nihai ticari hesaplaşmayı ve banka kayıtlarıyla teyit edilen gerçek satış
bedelini ortaya koyuyorsa, Kanun'un 24’üncü maddesi bakımından esas alınması
gereken ticari belge de bu olacaktır.
4.5.
Taşıt Üstü Gümrük
İşlemine İlişkin Düzenlemelerin Değerlendirilmesi
Gümrük Genel Tebliği (Gümrük İşlemleri) (Seri No:
16)'nın 5 ve 6 ncı maddeleri, taşıt üstü gümrük işlemine (SUPALAN) tabi tutulan
dökme eşyalarda ithalat vergilerinin tahakkukuna esas alınacak miktarın
belirlenmesine ilişkin özel düzenlemeler içermektedir.
Anılan Tebliğ uyarınca, dökme eşyanın tesliminden sonra
tahliye neticesinde gerçekleştirilen ölçüm veya tartım işlemleri sonucunda
tespit edilen fiili miktar esas alınmakta; bu tespit doğrultusunda ithalat vergileri
kesinleştirilmekte, eksik veya fazla tahakkuk eden vergiler için ek tahakkuk
veya geri verme işlemleri gerçekleştirilmektedir.
Bu düzenleme, dökme eşya ithalatında yükleme limanındaki
beyanın geçici nitelikte olduğunu, hukuki ve mali sonuçların ise tahliye
sonrasında belirlenen fiili miktar üzerinden kesinleştiğini açıkça ortaya
koymaktadır.
Dolayısıyla
uygulama mevzuatı da, dökme eşya ithalatında fiili teslim miktarının esas
alınmasını benimsemekte; gümrük vergilerinin nihai olarak tahliye sonucunda tespit
edilen miktar üzerinden hesaplanacağını kabul etmektedir. Gümrük kıymetinin de
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinde yer alan "fiilen ödenen veya ödenecek
fiyat" ilkesi doğrultusunda, tahliye sonrasında kesinleşen
fiili miktar ve buna bağlı olarak belirlenen gerçek satış bedeli esas alınarak
belirlenmesi, bu sistematik yapıyla uyumludur.
4.6.
Satış Sözleşmesi ve
TCMB Düzenlemeleri Açısından Nihai Satış Bedelinin Belirlenmesi
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinde gümrük kıymetinin "fiilen
ödenen veya ödenecek fiyat" olduğu hükme bağlanmıştır. Bu ilkenin dökme
eşya ticaretindeki uygulaması, yalnızca gümrük mevzuatıyla değil, ithalat
bedellerinin ödenmesine ilişkin kambiyo düzenlemeleri ve satış sözleşmeleriyle
birlikte değerlendirilmelidir.
Nitekim
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının İhracat ve İthalat Genelgesi (Sayı: 1-M) 13’üncü
maddesinde; "İthalat bedelleri, uluslararası kurallar, bankacılık
teamüllerine ve satış akdinin hükümlerine göre ödenir." hükmüne yer
verilmiştir. Bu düzenleme uyarınca ithalat bedelinin belirlenmesinde esas olan,
satış sözleşmesinde kararlaştırılan ödeme şartlarıdır. Dökme eşya ticaretinde
ise taraflar, nihai satış bedelinin tahliye limanında fiilen teslim edilen
miktara göre belirleneceğini sözleşmelerinde açıkça kararlaştırmaktadır.
Bu
kapsamda satış sözleşmeleri veya ticari faturalarda sıklıkla;
"Payment
to be final and re-adjusted separately after discharge according to out-turn
weights."
veya
benzeri hükümlere yer verilmekte; böylece nihai ödemenin tahliye limanında
yapılan ölçüm veya tartım sonucunda belirlenen fiili miktar üzerinden
hesaplanacağı önceden kabul edilmektedir.
Dolayısıyla
dökme eşya ithalatında revize fatura, sonradan yapılan tek taraflı bir fiyat
değişikliğini değil; satış sözleşmesi hükümleri doğrultusunda tahliye
sonrasında kesinleşen nihai satış bedelini göstermektedir. İthalat bedelinin de
bu bedel üzerinden ödenmesi, hem Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının
düzenlemelerine hem de uluslararası ticaret uygulamalarına uygunluk arz
etmektedir.
Bu
itibarla, revize faturanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde esas alınması,
yalnızca 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinin değil; aynı zamanda
satış sözleşmesi serbestisi, uluslararası ticari teamüller ve ithalat
bedellerinin ödenmesine ilişkin kambiyo düzenlemelerinin de doğal bir
sonucudur.
4.7.
Bölüm Sonucu
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesi, gümrük kıymetini herhangi bir ticari
belgeye değil, fiilen ödenen veya ödenecek satış bedeline dayandırmaktadır. Bu
nedenle gümrük kıymeti hukukunda belirleyici olan husus, ilk faturanın veya
revize faturanın varlığı değil; bu belgelerin hangi ekonomik gerçeği ortaya
koyduğudur.
Dökme eşya
ithalatında revize fatura, hukuki değerini ikinci bir fatura olmasından değil,
taraflar arasında kesinleşen ticari gerçekliği açıklamasından almaktadır.
Dolayısıyla Kanun'un 24’üncü maddesi açısından tartışılması gereken husus,
revize faturanın ilk faturayı değiştirip değiştirmediği değil; revize faturanın
fiilen ödenen veya ödenecek nihai satış bedelini doğru şekilde yansıtıp
yansıtmadığıdır.
Kanaatimizce,
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinin özü, şekli belgeleri değil
ekonomik gerçeği esas almaktadır. Revize fatura ise dökme eşya ithalatında bu
ekonomik gerçeğin ve fiilen ödenen veya ödenecek nihai satış bedelinin en güçlü
yazılı delilidir.
V.
Gümrük Yönetmeliğinin
Sistematik Yorumu (192, 332, 487 ve 582 nci Maddeler)
Hukuk kurallarının yorumunda yalnızca
tek bir hükmün lafzına bağlı kalınması çoğu zaman yeterli değildir. Aynı
düzenleme içerisinde yer alan hükümler, birbirleriyle olan bağlantıları dikkate
alınarak birlikte değerlendirilmelidir. Bu yaklaşım, hukuk öğretisinde sistematik yorum
yöntemi olarak kabul edilmektedir.
Dökme
eşya ithalatında revize faturanın hukuki niteliği de yalnızca antrepo
beyannamesine ilişkin hükümler esas alınarak değerlendirilemez. Gümrük
Yönetmeliğinin antrepo işlemleri, gümrük kıymeti ve dökme eşyanın miktar
tespitine ilişkin hükümleri birlikte incelendiğinde, Yönetmeliğin kendi içinde
tutarlı bir sistem kurduğu görülmektedir.
5.1.
Antrepo Beyannamesi Tescil Edildiğinde Nihai Miktar Henüz Bilinmemektedir
(m.332)
Gümrük
Yönetmeliğinin 332’nci maddesi uyarınca antrepo beyannamesi, eşyanın antrepoya
alınmasından önce tescil edilmektedir.
Bu
aşamada;
1. Tahliye işlemleri tamamlanmamıştır,
2. Fiili teslim miktarı henüz
belirlenmemiştir,
3. Doğal fire veya eksiklikler ortaya
çıkmamıştır,
4. Nihai satış bedeli kesinleşmemiştir.
Dolayısıyla
antrepo beyannamesinde yükleme limanında düzenlenen ilk ticari faturanın beyan
edilmesi yükümlünün iradesinden değil, işlemin zamanlamasından kaynaklanan hukuki
bir zorunluluktur.
Bu
nedenle antrepo beyannamesindeki ilk fatura, eşyanın kesin gümrük kıymetini
belirleyen belge olarak değerlendirilemez.
5.2.
Dökme Eşyada Fiili Miktarın Sonradan Belirlenmesi Yönetmelik Tarafından Kabul
Edilmiştir (m.192)
Gümrük
Yönetmeliğinin 192’nci maddesi, muayene sonucunda tespit edilen miktar
farklılıklarının hangi esaslara göre değerlendirileceğini düzenlemektedir.
Maddenin
birinci fıkrasında; miktar noksanlığının eşyanın telef veya kaybından, noksan
gönderildiğinin sabit olmasından ya da çalınmasından kaynaklandığının
anlaşılması hâlinde, bu noksanlığa isabet eden kıymetin beyan edilen kıymetten
düşüleceği ve kalan tutarın vergi matrahına esas alınacağı hükme bağlanmıştır.
Bu
düzenleme, gümrük vergilerinin her durumda beyan edilen ilk fatura bedeli
üzerinden değil, fiilen mevcut olan eşyanın kıymeti üzerinden hesaplanması
gerektiğini ortaya koymaktadır. Başka bir ifadeyle, Yönetmelik miktar
noksanlığını tespit edildiği hâllerde, buna isabet eden kıymetin vergi
matrahından indirilmesini öngörerek gerçek ekonomik durumu esas alan bir
yaklaşım benimsemektedir.
Maddenin
ikinci fıkrası ise, muayene sonucunda tespit edilen eksiklik veya fazlalığın
eşyanın tabiatı gereği Ek-11'de belirlenen kabul edilebilir oranlar
içinde kalması hâlinde, işlemlerin gümrük idaresince tespit edilen fiili miktar
üzerinden yapılacağını ve bu nedenle ceza uygulanmayacağını açıkça hükme
bağlamaktadır.
Bu
hüküm, özellikle dökme eşyanın fiziksel özelliklerinden kaynaklanan doğal
miktar farklılıklarının mevzuat tarafından öngörüldüğünü ve bu farklılıkların
tek başına yaptırım nedeni olarak kabul edilmediğini göstermektedir.
Dolayısıyla
Gümrük Yönetmeliğinin 192’nci maddesi, gümrük işlemlerinde ilk beyan edilen
miktarı değil, fiilen tespit edilen miktarı esas alan bir sistem
kurmaktadır. Dökme eşyanın tahliyesi sonrasında fiilen teslim edilen miktara
göre düzenlenen revize faturanın da aynı hukuki ve ekonomik gerçeği yansıtması
nedeniyle, bu belgenin gümrük kıymetinin belirlenmesinde dikkate alınması,
Yönetmeliğin benimsediği sistematik yaklaşımla uyumludur.
Aksi
yönde bir değerlendirme, bir taraftan 192’nci madde uyarınca fiili miktarın
esas alınmasını kabul ederken, diğer taraftan bu fiili miktara göre kesinleşen
satış bedelini göz ardı ederek ilk faturadaki geçici bedeli esas almak sonucunu
doğuracaktır. Böyle bir yorum ise hem Yönetmeliğin lafzı hem de kendi iç
sistematiği ile bağdaşmayacaktır.
5.3.
Antrepo Sayım Sonuçları Hukuki Sonuç Doğurmaktadır (m.487)
Gümrük
Yönetmeliğinin 487’nci maddesi, Kanunun 186’ncı maddesinin uygulanmasına
ilişkin olarak eşyanın mahiyetinden kaynaklanan kabul edilebilir kayıpları
düzenlemektedir.
Anılan
maddeye göre, ortaya çıkan kayıpların;
1. Eşyanın kendi doğal niteliğinden
kaynaklanması,
2. Yükümlünün ihmal veya hileli
davranışından ileri gelmemesi,
şartıyla
bu kayıplar gümrük idaresince dikkate alınmaktadır.
Maddenin
ikinci fıkrasında ise ihmal veya hileli davranış kavramı ayrıca tanımlanmış;
nakliye, depolama, elleçleme veya diğer işlemler sırasında mevzuata aykırı bir
savsaklama bulunmaması hâlinde meydana gelen kayıpların yükümlü aleyhine
değerlendirilmeyeceği belirtilmiştir.
Bunun
yanında üçüncü fıkrada, kaybın eşyanın doğal niteliğinden kaynaklandığının açık
olduğu durumlarda gümrük idaresinin yükümlüden ayrıca ispat aramayabileceği
hükme bağlanmıştır.
Bu
düzenleme, Yönetmeliğin dökme eşyanın fiziksel özelliklerinden kaynaklanan
miktar farklılıklarını olağan ve hukuken kabul edilebilir bir durum
olarak değerlendirdiğini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla dökme eşyanın doğal
kayıpları nedeniyle tahliye sonunda yükleme miktarından daha düşük bir fiili
teslim miktarının ortaya çıkması, tek başına mevzuata aykırı bir durum olarak
değerlendirilemez.
Bu
durumda fiilen teslim edilen miktar esas alınarak düzenlenen revize fatura da
yeni bir satış işlemini değil, kabul edilebilir kayıp sonrasında kesinleşen
gerçek satış bedelini göstermektedir.
Nitekim
aynı doğal miktar farklılığının Gümrük Yönetmeliğinin 487’nci maddesi
kapsamında hukuken kabul edilir sayılması, buna karşılık aynı farklılığın
gümrük kıymeti yönünden eksik kıymet beyanı olarak değerlendirilmesi,
Yönetmeliğin kendi sistematiği ile bağdaşmamaktadır. Kanun koyucunun aynı
olguyu bir taraftan doğal ve kabul edilebilir bir kayıp olarak nitelendirirken,
diğer taraftan yalnızca bu nedenle cezai sonuç doğuracak şekilde
değerlendirdiği söylenemez.
5.4.
Dökme Eşyanın Doğal Eksiklikleri Hukuki Sonuç Doğurmaktadır (m.582)
Gümrük
Yönetmeliğinin 582’nci maddesi, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 234’üncü maddesi
uyarınca uygulanacak idari para cezalarının takdirinde dikkate alınacak
hususları düzenlemektedir.
Maddenin
ikinci fıkrasında, miktar noksanlığına ilişkin para cezalarının takdirinde
eşyanın tabiatından veya hava etkilerinden doğan farkların yükümlü lehine
dikkate alınacağı açıkça hükme bağlanmıştır.
Dökme
eşya ticaretinde eşyanın tabiatından veya hava etkilerinden kaynaklanan
farklar; buharlaşma, sıcaklık değişimleri, taşıma şartları, teknik nedenler ile
ölçüm yöntem ve cihazlarından kaynaklanan farklılıklar gibi, eşyanın fiziksel
özellikleri ve taşınma sürecinin doğal sonucu olarak ortaya çıkabilmektedir. Bu
tür farklılıklar, ticari uygulamada olağan kabul edilmekte olup, taraflar
arasındaki nihai hesaplaşmanın fiilen teslim edilen miktar esas alınarak
yapılmasının da temel nedenini oluşturmaktadır.
Bu
nedenle Kanun koyucunun, miktar noksanlığına ilişkin para cezalarının
takdirinde söz konusu doğal farklılıkların yükümlü lehine dikkate alınacağını
hüküm altına almış olması, miktar farklılıklarının her durumda yükümlünün
kusurundan kaynaklanan bir aykırılık olarak değerlendirilmediğini
göstermektedir. Aksine, eşyanın doğal özelliklerinden veya dış etkenlerden
kaynaklanan miktar farklılıklarının cezai değerlendirmede göz önünde
bulundurulması ve yükümlü lehine sonuç doğurması gerektiği kabul edilmiştir.
Bu
yaklaşım, Gümrük Yönetmeliğinin 192’nci maddesinde fiili miktarın esas
alınmasına, 332’nci maddesinde antrepo beyannamesinin fiili miktar
kesinleşmeden önce tescil edilmesine ve 487’nci maddesinde eşyanın mahiyetinden
kaynaklanan kabul edilebilir kayıpların dikkate alınmasına ilişkin hükümlerle
birlikte değerlendirildiğinde, Yönetmeliğin doğal miktar farklılıklarını
hukuken tanıyan ve bunların sonuçlarını gerçek duruma göre belirleyen bütüncül
bir sistem benimsediği görülmektedir.
Bu
sistematik içerisinde, dökme eşyanın tabiatından veya hava etkilerinden
kaynaklanan miktar farklılığı nedeniyle fiilen teslim edilen miktarın ilk
faturadaki miktardan farklı olması tek başına hukuka aykırı bir durum olarak
değerlendirilemez. Aynı şekilde, bu fiili miktara göre düzenlenen revize
faturanın esas alınması da yeni bir ticari işlem veya eksik kıymet beyanı
olarak nitelendirilemez.
Aksi
yöndeki bir yaklaşım, bir taraftan eşyanın tabiatından veya hava etkilerinden
kaynaklanan miktar farklılıklarının ceza hukukunda yükümlü lehine dikkate
alınmasını öngörürken, diğer taraftan aynı farklılıkların sonucu olarak fiilen
teslim edilen miktara göre kesinleşen gerçek satış bedelini gümrük kıymetinin
belirlenmesinde göz ardı etmek sonucunu doğuracaktır. Böyle bir yorum, Gümrük
Yönetmeliğinin kendi içinde oluşturduğu sistematik bütünlükle ve 4458 sayılı
Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinde benimsenen "fiilen ödenen veya
ödenecek fiyat" ilkesiyle bağdaşmamaktadır.
5.5.
Maddelerin Birlikte Değerlendirilmesi
192,
332, 487 ve 582’nci maddeler birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan sistem
oldukça açıktır.
Yönetmelik;
1. Antrepo beyannamesinin fiili miktar
kesinleşmeden önce düzenleneceğini,
2. Dökme eşyanın miktarının sonradan
kesinleşebileceğini,
3. Tahliye limanında gümrük gözetiminde
yapılan miktar tespitlerinin hukuki sonuç doğurduğunu,
4. Doğal miktar farklılıklarının olağan
kabul edildiğini, aynı sistem içerisinde düzenlemiştir.
Bu
nedenle yalnızca antrepo beyannamesindeki ilk ticari faturaya dayanılarak
ithalat beyannamesinde revize faturanın kullanılmasının "eksik kıymet
beyanı" olarak değerlendirilmesi, Yönetmeliğin kendi sistematiğiyle
bağdaşmamaktadır.
5.6.
Sistematik Yorumun Gümrük Kıymetine Etkisi
4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesi gümrük kıymetini "fiilen
ödenen veya ödenecek fiyat" esasına bağlamıştır. Gümrük Yönetmeliğinin
yukarıda incelenen hükümleri ise bu ilkenin dökme eşya bakımından nasıl
uygulanacağını tamamlayıcı niteliktedir. Bu nedenle; antrepo beyannamesindeki
ilk ticari fatura, yalnızca işlemin başlangıç aşamasında kullanılan geçici
ticari belgedir.
Buna
karşılık; tahliye sonunda düzenlenen revize fatura,
1. Fiilen teslim edilen miktarı,
2. Tarafların kesin ticari mutabakatını,
3. Fiilen ödenen veya ödenecek gerçek
satış bedelini
gösteren
nihai belgedir.
Dolayısıyla
Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesi ile Gümrük Yönetmeliğinin 192, 332, 487 ve 582’nci
maddeleri birlikte değerlendirildiğinde, gümrük kıymetinin revize fatura
üzerinden belirlenmesi hem Kanunun lafzına hem de Yönetmeliğin sistematiğine
uygun düşmektedir.
VI.
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 28.10.2004 ve 15.06.2010
Tarihli Yazılarının Karşılaştırmalı Analizi
Dökme
eşya ithalatında revize faturanın gümrük kıymetine etkisi konusunda uygulamada
en sık atıf yapılan idari görüş, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 15.06.2010
tarihli ve 13273 sayılı yazısıdır. Ancak bu yazının tek başına
değerlendirilmesi, idarenin konuya ilişkin yaklaşımının eksik yorumlanmasına
neden olmaktadır.
Zira
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 28.10.2004 tarihli ve 029816 sayılı yazısı ile
15.06.2010 tarihli ve 13273 sayılı yazısı birlikte incelendiğinde, her iki
görüşün de aynı temel ilkeye dayandığı görülmektedir. Bu ortak ilke, 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinde yer alan "fiilen ödenen
veya ödenecek fiyat" esasıdır.
6.1.
28.10.2004 Tarihli Yazının Ortaya Koyduğu İlke
28.10.2004
tarihli yazıda, noksan gelen eşyaya ilişkin bedelin satıcıya hiç ödenmemesi
veya daha önce transfer edilmiş olmakla birlikte sonradan geri alındığının
belgelerle ispat edilmesi hâlinde, söz konusu tutarın gümrük kıymetine dahil
edilmeyeceği açıkça ifade edilmiştir.
Bu
görüşte belirleyici unsur, ilk ticari faturada yer alan bedel değil;
ithalatçının gerçekte katlandığı ve satıcıya fiilen ödediği bedeldir.
Dolayısıyla
Genel Müdürlük, gümrük kıymetinin belirlenmesinde şekli belge düzeninden ziyade
gerçek ticari ilişkiyi ve fiili ödeme durumunu esas almaktadır.
6.2.
15.06.2010 Tarihli Yazının Doğru Yorumu
15.06.2010
tarihli ve 13273 sayılı yazı ise uygulamada çoğu zaman yalnızca revize faturaya
ilişkin bir görüş olarak değerlendirilmektedir. Oysa yazının dikkatle
incelenmesi hâlinde, idarenin eleştirdiği hususun revize faturanın düzenlenmesi
olmadığı görülmektedir.
Anılan
yazıda yaptırım gerekçesi;
1. Revize fatura düzenlenmiş olması,
2. Dökme eşyada miktar farklılığı
bulunması,
3. İlk faturadan daha düşük bedelli
ikinci bir fatura ibraz edilmesi,
değil;
revize faturaya rağmen ilk faturadaki toplam bedelin satıcıya fiilen ödenmiş
olmasıdır.
Başka
bir ifadeyle, beyan edilen kıymet ile fiilen ödenen bedel arasında uyumsuzluk
bulunduğu için eksik kıymet beyanı değerlendirmesi yapılmaktadır.
6.3.
İki Yazının Birlikte Değerlendirilmesi
Her
iki idari görüş birlikte değerlendirildiğinde, Gümrükler Genel Müdürlüğünün
benimsediği ölçütün değişmediği anlaşılmaktadır.
Buna
göre;
1. Noksan gelen eşyaya ilişkin bedel
satıcıya ödenmemiş veya ödendiyse geri alınmış ise, bu tutar gümrük kıymetine
dahil edilmemektedir.
2. Buna karşılık, revize fatura
düzenlenmesine rağmen ilk faturadaki bedelin tamamı satıcıya ödenmiş ise,
fiilen ödenen bedel ile beyan edilen kıymet arasında uyumsuzluk doğmaktadır.
Dolayısıyla
her iki yazının da dayandığı ortak ölçüt, fiilen ödenen veya ödenecek gerçek
satış bedelidir.
6.4.
Revize Fatura Tek Başına Eksik Kıymet Beyanı Sonucu Doğurmaz
Bu
çerçevede, yalnızca revize fatura düzenlenmiş olmasından hareketle eksik kıymet
beyanı yapıldığının kabul edilmesi, Gümrükler Genel Müdürlüğünün kendi idari
görüşleriyle de bağdaşmamaktadır. Eğer revize faturada yer alan tutar taraflar
arasındaki nihai ticari mutabakatı yansıtıyor, ödeme bu tutar üzerinden
gerçekleştiriliyor ve noksan gelen eşyaya ilişkin bedel satıcıya fiilen
ödenmiyorsa, gümrük kıymeti de bu gerçek ticari ilişki esas alınarak
belirlenmelidir. Bu nedenle 28.10.2004 ve 15.06.2010 tarihli Genel Müdürlük
yazıları arasında esas itibarıyla bir çelişki bulunmamaktadır. Her iki yazı da,
farklı olaylar bakımından aynı hukuki ilkeyi, yani 4458 sayılı Gümrük
Kanunu'nun 24’üncü maddesinde düzenlenen "fiilen ödenen veya ödenecek
fiyat" ilkesini esas almaktadır.
VII.
Uygulamada Karşılaşılan Hatalar ve
Çözüm Önerileri
Dökme eşya ithalatında revize faturaların gümrük kıymetine
etkisi konusunda uygulamada farklı değerlendirmelerle karşılaşılmaktadır. Bu
farklılıkların önemli bir kısmı, gümrük kıymetine ilişkin temel ilkelerin ve
ilgili mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmemesinden kaynaklanmaktadır.
7.1. Revize Faturanın Yeni Bir Ticari İşlem Olarak
Değerlendirilmesi
Uygulamada en sık karşılaşılan hatalardan biri, revize
faturanın ilk ticari faturadan bağımsız, yeni bir satış işlemi olarak
değerlendirilmesidir.
Oysa dökme eşya ticaretinde revize fatura, taraflar arasında
yeni bir satış ilişkisi kurmamakta; fiilen teslim edilen miktara göre
kesinleşen nihai satış bedelini göstermektedir. Bu nedenle revize faturanın
hukuki niteliği, ilk faturayı değiştiren veya yeni bir satış oluşturan belge
değil, gerçek ticari ilişkinin kesinleşmesini sağlayan nihai hesaplaşma
belgesidir.
7.2. Antrepo Beyannamesindeki İlk Faturanın Kesin Kıymet
Olarak Kabul Edilmesi
Bir diğer uygulama hatası, antrepo beyannamesine eklenen ilk
ticari faturanın gümrük kıymeti bakımından değiştirilemez ve kesin belge olarak
kabul edilmesidir.
Oysa Gümrük Yönetmeliğinin 332’nci maddesi uyarınca antrepo
beyannamesi, fiili miktar kesinleşmeden önce tescil edilmektedir. Bu nedenle
antrepo beyannamesinde ilk faturanın yer alması, hukuki bir tercihten değil,
işlemin zamanlamasından kaynaklanan mevzuat zorunluluğudur. Bu durum, ithalat
beyannamesinde fiili teslim miktarına göre kesinleşen revize faturanın esas
alınmasına engel teşkil etmemektedir.
7.3. Fiili Ödeme ile Beyan Edilen Kıymet Arasındaki İlişkinin
Göz Ardı Edilmesi
Gümrük kıymetinin belirlenmesinde temel ölçüt, 4458 sayılı
Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinde düzenlenen "fiilen ödenen veya
ödenecek fiyat" ilkesidir. Buna rağmen bazı uygulamalarda yalnızca ilk
ticari fatura esas alınmakta; revize fatura, banka ödeme kayıtları, mahsuplaşma
belgeleri ve taraflar arasındaki nihai ticari mutabakat birlikte
değerlendirilmemektedir.
Bu yaklaşım, şekli belge düzenini ekonomik gerçeğin önüne
geçirmekte ve gümrük kıymetinin Kanun'da öngörülen esaslara göre belirlenmesini
güçleştirmektedir.
7.4. Genel Müdürlük Yazılarının Birlikte Değerlendirilmemesi;
Eksik veya hatalı Yorumlanması,
Uygulamada karşılaşılan önemli sorunlardan biri, Gümrükler
Genel Müdürlüğünün konuya ilişkin görüş yazılarının birlikte
değerlendirilmemesi ve içeriklerinin eksik veya hatalı yorumlanmasıdır.
Özellikle 15.06.2010 tarihli ve 13273 sayılı yazıya
dayanılarak, revize faturanın düzenlenmiş olması tek başına eksik kıymet
beyanının göstergesi olarak değerlendirilebilmektedir. Oysa anılan yazıda
yaptırımın dayanağı, revize faturanın varlığı değil; revize faturaya rağmen ilk
faturadaki bedelin tamamının satıcıya fiilen ödenmiş olması nedeniyle, beyan
edilen kıymet ile fiilen ödenen bedel arasında uyumsuzluk bulunmasıdır.
Diğer taraftan, 28.10.2004 tarihli ve 029816 sayılı yazıda
ise noksan gelen eşyaya ilişkin bedelin satıcıya ödenmemesi veya ödenmiş
olmakla birlikte geri alındığının tevsik edilmesi hâlinde, söz konusu tutarın
gümrük kıymetine dahil edilmeyeceği açıkça ifade edilmektedir.
Dolayısıyla her iki yazı birlikte ve doğru şekilde
değerlendirildiğinde, Gümrükler Genel Müdürlüğünün benimsediği temel ölçütün
revize faturanın düzenlenmiş olması değil, 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü
maddesinde yer alan "fiilen ödenen veya ödenecek fiyat" ilkesi
olduğu anlaşılmaktadır.
Bu nedenle, yalnızca 15.06.2010 tarihli yazının belirli
bölümlerine dayanılarak revize faturaların eksik kıymet beyanı olarak
değerlendirilmesi veya 28.10.2004 tarihli yazının göz ardı edilmesi, idarenin
konuya ilişkin görüşlerinin eksik ve hatalı yorumlanmasına yol açmaktadır.
İdari görüşlerin kendi bütünlüğü içerisinde ve Gümrük Kanunu ile Gümrük
Yönetmeliğinin ilgili hükümleri birlikte dikkate alınarak değerlendirilmesi,
hukuki güvenlik ve uygulama birliğinin sağlanması bakımından büyük önem
taşımaktadır.
7.5. Çözüm Önerileri
Dökme eşya ithalatında yaşanan tereddütlerin giderilmesi ve
uygulama birliğinin sağlanabilmesi amacıyla aşağıdaki hususların esas
alınmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir:
1.
Gümrük kıymetinin
belirlenmesinde ilk ticari fatura yerine, fiilen ödenen veya ödenecek nihai
satış bedeli esas alınmalıdır.
2.
Revize faturanın
gerçek ticari ilişkiyi yansıttığı; banka dekontları, mahsuplaşma kayıtları,
kredi notaları (credit note), borç/alacak dekontları veya diğer ticari
belgelerle tevsik edilmelidir.
3.
Dökme eşyanın
tabiatından kaynaklanan miktar farklılıkları değerlendirilirken Gümrük Kanunu
ile Gümrük Yönetmeliğinin 192, 332, 487 ve 582’nci maddeleri birlikte
uygulanmalıdır.
4.
Gümrükler Genel
Müdürlüğünün 28.10.2004 ve 15.06.2010 tarihli görüş yazıları birlikte
değerlendirilmeli; yalnızca tek bir yazıya dayanılarak işlem tesis
edilmemelidir.
5.
Gümrük idarelerinin
değerlendirmelerinde şekli belge incelemesinden ziyade, taraflar arasındaki
gerçek ticari ilişki ve fiili ödeme durumu esas alınmalıdır.
Sonuç
olarak, dökme eşya ithalatında revize faturaların hukuki niteliğinin doğru
değerlendirilmesi; hem gümrük kıymetinin 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü
maddesine uygun şekilde belirlenmesini sağlayacak hem de uygulamada ortaya
çıkan gereksiz ihtilafların ve cezai uyuşmazlıkların önemli ölçüde önüne
geçecektir.
VIII.
SONUÇ
Dökme eşya ithalatında yükleme limanında düzenlenen ilk
ticari fatura ile tahliye limanında fiilen teslim edilen miktara göre
düzenlenen revize fatura arasındaki farklılık, dökme eşyanın ticari ve fiziksel
özelliklerinden kaynaklanan olağan bir durumdur. Bu nedenle revize fatura, yeni
bir satış işlemini değil, taraflar arasındaki ticari ilişkinin fiilen teslim
edilen miktar üzerinden kesinleşen nihai satış bedelini göstermektedir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesinde gümrük
kıymetinin "fiilen ödenen veya ödenecek fiyat" esasına göre
belirleneceği hükme bağlanmıştır. Buna paralel olarak Gümrük Yönetmeliğinin
192, 332, 487 ve 582’nci maddeleri birlikte değerlendirildiğinde; antrepo
beyannamesinin fiili miktar kesinleşmeden önce tescil edildiği, dökme eşyada
doğal miktar farklılıklarının hukuken kabul edildiği ve bu farklılıkların
hukuki sonuçlarının fiili duruma göre belirlendiği görülmektedir.
Aynı doğrultuda, Gümrükler Genel Müdürlüğünün 28.10.2004
ve 15.06.2010 tarihli görüş yazıları birlikte incelendiğinde, idarenin esas
aldığı ölçütün revize faturanın varlığı değil, satıcıya fiilen ödenen veya ödenecek gerçek
satış bedeli olduğu anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, dökme eşya ithalatında fiilen teslim edilen
miktara göre düzenlenen ve taraflar arasındaki nihai ticari mutabakatı yansıtan
revize faturanın gümrük kıymetinin belirlenmesinde esas alınması; hem 4458
sayılı Gümrük Kanunu'nun 24’üncü maddesine hem de Gümrük Yönetmeliğinin
sistematiğine uygundur.
Sonuç
olarak, yalnızca antrepo beyannamesinde ilk ticari faturanın beyan edilmiş
olmasına dayanılarak revize faturanın dikkate alınmaması veya bunun tek başına
eksik kıymet beyanı olarak değerlendirilmesi, gümrük kıymetine ilişkin kanuni
esaslar, ilgili yönetmelik hükümleri ve Gümrükler Genel Müdürlüğünün konuya
ilişkin idari görüşleriyle uyumlu değildir.
Haki Demirtaş
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri
IX.
Kaynakça
A. Mevzuat
1.
4458 sayılı Gümrük Kanunu.
2.
Gümrük Yönetmeliği.
3.
Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ), Gümrük Tarifeleri ve Ticaret
Genel Anlaşması'nın (GATT 1994) VII. Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Anlaşma
B. İdari
Düzenlemeler
4.
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 28.10.2004 tarihli ve 029816
sayılı yazısı.
5.
Gümrükler Genel Müdürlüğünün 15.06.2010 tarihli ve 13273
sayılı yazısı.
C. Yararlanılan
Diğer Kaynaklar
8.
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan gümrük kıymetine
ilişkin rehberler, genelgeler ve uygulama dokümanları.
9.
Konuyla ilgili Danıştay, Bölge İdare Mahkemesi ve vergi
yargısı kararları.
10.
Gümrük kıymeti ve DTÖ Gümrük Kıymeti Anlaşmasına ilişkin
akademik eserler ile bilimsel makaleler.
D. Yazarın Konuya İlişkin Yayımlanmış Çalışmaları
11. DEMİRTAŞ, Haki, Gümrük Kıymeti Açısından Dökme Eşya, İstanbul
Gümrük Müşavirleri Derneği (İGMD), 06.01.2015. İGMD
– Gümrük Kıymeti Açısından Dökme Eşya
12. DEMİRTAŞ, Haki, Dökme Eşya Ölçümleri: Ölçüleri Yanlış
Olanların; Ölçümleri de Yanlıştır?, İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği (İGMD),
04.02.2014. İGMD
– Haki Demirtaş Yazıları
13. DEMİRTAŞ, Haki, Antrepoda Muhteviyat Farklılıkları, Gümrük
TV. Gümrük
TV – Haki Demirtaş Yazıları
14. DEMİRTAŞ, Haki, Dökme Eşya, Hakim YGM. Hakim YGM –
Dökme Eşya