"Bir Devlet ki! Gümrük işlerini, vergilerini, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten alı konulmuştur. Böyle bir devlete elbette bağımsız devlet denemez."
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
"Bir Devlet ki! Gümrük işlerini, vergilerini, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten alı konulmuştur. Böyle bir devlete elbette bağımsız devlet denemez."

Global dünya ve fikri sınaî mülkiyet hakları (II. BÖLÜM)

Tarih: 14.01.2013 10:34:00 - Görüntülenme: 129

Bunun dışında, , teknolojiye sahip olmalarını sağlayacak sermaye birikiminden yoksun olmaları ve emek yoğunluklu mallar ile tarım ürünlerini satarak elde ettikleri gelirlerle, maliyeti son derece pahalı teknolojiye sahip olmaya çalışmalarından dolayı sürekli açık veren dış ödemeler dengesini, başlıca sebepler arasında saymak da mümkündür.



DPT tarafından Ocak 1995 tarihinde hazırlanan Özel İhtisas Komisyonu raporunda, bu konuya bakın nasıl açıklama getiriliyor.“Gelişmekte olan ülkelerin, sanayileşme girişimlerini hızlandırabilmek ve gelişmiş ülkelerle aralarındaki farkı azaltabilmek yolunda karşılaştıkları sorunlardan en önemlileri, sermaye yetersizliği ve teknolojik ilerlemenin sağlanmasında karşılaştıkları güçlüklerdir. Yeterli teknoloji üretimini gerçekleştiremeyen bu ülkeler bakımından teknoloji transferi bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır.” Sermaye yetersizliği ve ekonomik sorunlar, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin, teknolojiyi elde etmelerini sınırlandıran ekonomik nedenlerdir. 



Diğer yandan, teknolojiye sahip olan gelişmiş ülkelerin, bu teknolojinin az gelişmiş ülkeler tarafından kullanılmasını sınırlayan başka uygulamalarından da söz etmek mümkündür. Teknolojiye sahip olan ülkeler, fikri mülkiyet hakları sayesinde, bunu edinmek zorunda olan diğer ülkelere karşı başka sınırlandırmalar da getirmektedirler. Satış fiyatlarını yüksek tutarak hem büyük kazanç elde etmekte, hem de az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin teknolojiyi elde etme maliyetlerini artırarak yaşadıkları ekonomik sıkıntıların devam etmesine sebep olarak bir tür sınırlandırma yapmaktadırlar. Bu uygulamaları, teknolojiyi ellerinde bulundurmanın gücü ile yapıyor olmaları, dünyada bu alandaki çelişkilerin daha kolay açıklanmasını sağlayacaktır. 





Günümüz dünya ticaretinde teknoloji tek başına transfer edilmemekte, bu transfer sermaye malları, finansman, ara ürünler, fabrika inşası, pazarlama ve hizmet ihracı ile yapılmaktadır. Fikri mülkiyet hakları dolayısıyla gelişmiş ülkelerin çeşitli metotlarla, az gelişmiş ülkelerin teknolojiyi elde etmelerine yönelik getirdikleri sınırlandırmalar, bu teknolojiye ihtiyaç duyanların zamanında alamamalarına ve istenen faydayı elde edememelerine sebep olmakta ve bir şekilde geciktiği için adalet olma vasfını yitiren adalete dönüşmektedir. 



Gelişmiş ülkeler ile az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler açısından konuya yaklaşım; 



Yukarıda belirttiğimiz durumdan dolayı, dünyada fikri mülkiyet hakları konusuna yönelik iki farklı yaklaşım oluşmuştur. Teknolojiyi elinde bulunduran ve sürekli yeni teknoloji yaratan ülkeler, fikri mülkiyet koruması hakları alanının genişletilmesi ve uygulamaların daha etkin hale getirilmesi için küresel ölçekte yoğun çabalar harcamaktadırlar.



Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler ise, gelişmiş ülkelerin bu çabalarını, ulusal kalkınmalarına ve dünya ekonomisinde rol sahibi olma amaçları için bir engel teşkil ettiğini düşünmektedirler. Bu düşünceleri için, fikri mülkiyet konusuna giren ürünlerin ve eserlerin, insanlığın ortak mirası olduğuna dair savları temel almaktadırlar. Çünkü bu ülkeler için ekonomik olarak gelişmek ve rekabet edebilir noktaya çıkabilmek, ancak bu teknolojiyi olabildiğince ucuz maliyetle elde etmeleri ile mümkün olacaktır. 



Bazı araştırmacıların yaptıkları teorik analizlerde, etkin olarak uygulanan fikri mülkiyet korunmasının az gelişmiş ülkelerde yabancı yatırımlar, yenilikler ve ticaret üzerinde etkisinin görülemediğini, diğer yandan teknolojiye sahip gelişmiş 



ülkelerin, küresel ölçekteki etkin fikri mülkiyet korumasından, olay bazında bir çoğunda kazançlı çıktıklarını tespit etmişlerdir. Kimi çevreler tarafından yüksek düzeyde uygulanan fikri haklar korumasının, yabancı yatırımlar yolu ile teknoloji transferi yaratacağına ilişkin görüşleri, en düşük seviyede fikri haklar koruması uygulamasına rağmen, yüksek düzeyde yabancı yatırım yapılan Arjantin, Brezilya, Çin ve Tayland örnekleri ile örtüşmemektedir.



Az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler, fikri mülkiyet konusunu, gelişmiş ülkelerin daha etkin oldukları Dünya Ticaret Örgütü bünyesinde değil, WIPO 



( Dünya Fikri Mülkiyet Örgütü ) himayesinde sürdürülen çok taraflı ülkelerin konusu olmasını istemektedirler. Kurt Stanbarry’nin görüşüne göre; GATT çerçevesinde geliştirilen fikri haklar koruma sistemleri ve mekanizmaları, az gelişmiş ülkelerin ulusal kalkınma politikaları üzerinde kontrol edilemeyecek sonuçlara yol açacaktır. 



Diğer yandan bu etkinin, her ülkenin özgün koşullarında, ekonomik durum ve teknolojik gelişme seviyesi bakımından farklı olabileceği ifade edilmiştir. Az gelişmiş ülkelerin TRIPS Sözleşmesi’nin getirdiği standartlara karşı çekinceler koymalarının birçok sebebi daha vardır. En önemlisi de yukarıda rakamlarla ifade ettiğim, gelişmiş ve az gelişmiş ülkeler arasındaki orantısızlıktır. 



Dünyada korunan fikri mülkiyet haklarının büyük çoğunluğu gelişmiş ülkelere ait olduğu için, az gelişmiş ülkeler bu durumun, kendi zenginliklerinin gelişmiş ülkelere transfere sebep olacağı ve ulusal sanayilerini olumsuz şekilde etkileyeceğini düşünmektedirler. Rakamlara göz atıldığında bu tezlerinin hiç de yabana atılır olmadığı görülecektir. Bu gün için dünyadaki patent sayısı yaklaşık 4 milyon adettir.



Üçüncü dünya ülkeleri, bu sayının % 5’ine, yani yaklaşık 200.000 adetine sahiptir. Bunların içinde ise sadece 30.000 adeti bu ülke vatandaşlarına aittir. Geri kalan 170.000 adeti yabancı şirketlere aittir. 



Giunta ve Shang’a göre ise; gelişmiş ülkeler açısından durum incelendiğinde, bu ülkelerin ekonomik gelişmeleri ile fikri mülkiyet koruması arasında önemli ve anlamlı bir ilişkinin varlığı görülecektir. Güçlü fikri mülkiyet korumasına sahip olan ülkeler, aynı zamanda dünyanın en gelişmiş ülkeleridir. Daha sıkı bir fikri mülkiyet koruması talep eden bu ülkeler, yetersiz koruma düzeyinin serbest ticaret hedefine ulaşmayı güçleştireceğini, yenilik yapma şevkini kıracağını, daha düşük nitelikli üretime yol açacağını ve rekabeti olumsuz etkileyeceğini söylemektedirler. Tarun Kabiraj ise; azgelişmiş ülkelerin güçlü bir fikri mülkiyet koruma sayesinde gelişmiş ülkelerin bilgi ve tecrübelerinden faydalanabileceğini, teknoloji transferi yapabileceğini, yabancı yatırımcıyı çekebileceğini ve bu sayede kendi ekonomik kalkınmalarını başarabileceklerini savlamaktadır. Her şeye rağmen unutulmamalıdır ki, az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkelerin ekonomilerini sağlam temellere oturtarak gelişmişlik seviyesine ulaşabilmeleri için , teknoloji yoğun yatırımlar yapmaları zorunludur . 



Kimi akademik çevrelere göre; gelişmiş ülkeler ile gelişmekte olan ülkeler ve az gelişmiş ülkeler arasındaki çatışmalar ve görüş ayrılıkları, yaşanan süreçte daha çok fikri mülkiyetin korunması konusunda yoğunlaşmaktadır. Ekonomik gelişme hamleleri için, teknoloji yatırımları yapmak zorunda olan az gelişmiş ülkeler, bu teknolojiyi ucuza elde etmeyi zorunlu gördüklerinden dolayı, daha zayıf bir fikri mülkiyet koruması olması gerektiğini söylemektedirler. Dış borçları, bütçe açıkları ve ödemeler dengesi girdabında olmaları sebebi ile, güçlü bir fikri mülkiyet korumasının sonucu, dünyada tekelci bir güç halini almış olan gelişmiş ülkelerin elinde tuttukları pahalı teknolojiyi elde etmelerinin, her zaman güç olacağını da iddia etmektedirler. 



Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) raporu bütün dünyaya yönelik çok önemli mesajlar içermektedir. Raporun dikkat çeken bölümlerinin birinde, adaletsiz ticaret politikaları, dünyanın en yoksul ülkelerindeki milyonlarca kişinin yoksulluk çemberinden çıkmasını engellerken eşitsizliğin de devam etmesine neden oluyor denilmektedir. Kişi başına düşen Gayri Safi Yurt İçi Hasıla sıralamasının birinci sırasında yer alan ülke için rakam 100.000 Amerikan Dolarını bulurken en son sırada yer alan ülkenin rakamı 700 Amerikan Doları olmuştur.



Meselenin bir de yeniliği yaratanlar cephesi var. Fikri mülkiyet konusu olan eserleri, yenilikleri ve endüstriyel tasarımları, bireysel veya ekip halinde yapılan çalışmalar sonucu yaratanlar ise, fikri mülkiyet korumasının olmaması durumunda kimsenin bu denli emek harcamayacağını, yatırım yapmayacağını, yenilikler için para harcamayacağını veya hevesli olmayacağını, bunun sonucunda ise araştırma ve geliştirme çalışmalarının zayıflayacağını, bundan da bütün dünyanın zarar göreceğini söylemektedirler. 



Taklit Mal Ticareti 



Taklit malların dünya ölçeğindeki cirosu 1 trilyon dolara yaklaşmıştır. Verilere göre 1993 yılından günümüze artış oranı yüzde 2500 civarındadır. Artışın özellikle TRİPS anlaşmasının yapılmasından sonra buralara tırmanması ayrıca dikkat çekmektedir. Bilim ve teknoloji alanında son 20 yılda gerçekleşen yenilikler, neredeyse geçen yüzyılın gelişmesine eşit düzeyde olmuştur. Bu gelişmelerin sonucunda üretilen teknolojik ürünler ise, her zaman insanların elde etme ve kullanma noktasında istek duymalarına neden olmuştur.Fikir ve sanat eserlerinde de durum çok farklı değildir. Çok iyi hatırlarız, tanınmış bir yazarın 6 sene önce basılan kitabı 1 TL’ den satışa çıkarılmış ve bir milyon adetin üzerinde satılmıştır.



Korsanı nerdeyse yok denecek kadar az basılan söz konusu yazılı eser örneğinde olduğu gibi, satış fiyatlarının geniş kitlelerin alabileceği seviyeye çekilmesi durumunda, korsan üretimin önüne geçilmesinin mümkün olduğu görülmüştür. Taklit ve korsan ile mücadele sadece yasal mevzuat çerçevesinde uygulanan yaptırımlarla başarıya ulaşamaz. Gerçek şu; insanlar yeni olan her şeye sahip olmak isteyeceklerdir. Yeniliklere ve teknolojiye ulaşmanın yolu pahalı olursa ucuz olan alternatif yolların devreye girmesi, gözden uzak tutulmaması gereken bir gerçektir. Satış fiyatı 100 birim olan bir eşyadan 100 adet satılarak elde edilecek kazancın, birim fiyatın 30’a çekilerek 1000 adet satılması ile elde edilmesi mümkündür. Böylece talep, yasal ticaret alanına kanalize edilmiş olacaktır. 



Neden Fikri Mülkiyet Hakları Kültürü ? 



Başkalarından medet umarak, ağlayarak bir üst lige çıkma şansımızın olmadığı açıktır. Öyleyse, Türkiye’nin bütün kurumları, örgütlenmeleri ve bireyleri ile bu çabaya destek ve katkı verilmesi gerekmektedir. Üreticilerimizin markalaşmaya gereken önemi vermeleri, bu yolda kaybedilen zamanı hızla telafi etmeye çabalamaları, ulusal bir görevdir. Yasaların bu sürecin ne gerisinde ne de ilerisinde olması gerekir.



Çünkü her iki durumda da uygulama zafiyeti doğması kaçınılmazdır. Toplumda bu güne kadar fikri haklar ile ilgili kültürel bir bilinç oluşmamıştır. Bunun sonucu olarak, gerek üretenler açısından, gerekse kullananlar açısından elde edilen faydaya, “kısa günün karı” anlayışı ile bakılmıştır. Bu hakkın her ihlalinde, gelecek kuşaklara bırakılan olumsuz anlayışın, kötü mirastan öte bir şey olmadığını süzecek alt yapıdan yoksun olmanın tüm suçunu toplumda aramak ise, gelecekte de bu olumsuzluğun devam edeceğine işarettir. 



Gümrük Müşavirlerinin görevleri 



Kamusal alanda görev yapan ve bu niteliği ile mesleki anlamda da kamu adına duyarlılığı olan Gümrük Müşavirleri, her türlü gelişmeyi irdelemek zorundadırlar. Ülke yararlarının gerektirdiği noktada, bireysel fayda sağlayıcı anlayıştan uzak olmaları gerekmektedir. Çünkü biz biliyoruz ki, ancak ekonomileri sağlam ve bağımsız olan ülkelerin bağımsızlığından söz edilebilir. 



Taraf olduğumuz uluslararası sözleşmeler gereği yapılan yasal düzenlemelerde, ulusal çıkarlarımız ve ülke gerçeklerimizin mutlaka göz önüne alınması gerekir. Tekrar etmekte büyük yarar görüyorum; adil rekabet ancak eşitler arasında yapılabilir.



Gelişmiş ülkelerin gelişmişlik seviyesine ulaşma çabaları içinde olduğumuz süreçte, ülkemiz yararına gereken tüm argümanların kullanılması, oluşturacağımız yol haritasına aykırı kalmayacaktır. Ama bu süreç, aynı zamanda, fikri haklar ile ilgili ekonomik ve sosyal kültürün oluşması için en yoğun çalışmaların yapılması gereken süreçtir. 



Gümrük müşavirleri, bu gerçeklerin ışığında, oluşturulacak bir devlet politikasının kendi alanlarındaki en önemli uygulayıcıları ve destekleyicileri olacaktır.


Son Yüklenen Diğer Haberler