"Bir Devlet ki! Gümrük işlerini, vergilerini, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten alı konulmuştur. Böyle bir devlete elbette bağımsız devlet denemez."
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
"Bir Devlet ki! Gümrük işlerini, vergilerini, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten alı konulmuştur. Böyle bir devlete elbette bağımsız devlet denemez."

Gümrük Kanununda Yapılan Değişiklikler “ Suç Ve Ceza”

Tarih: 12.11.2019 16:10:00 - Görüntülenme: 845

I.GİRİŞ

Bilindiği üzere, “Yatırım Ortamının İyileştirilme Koordinasyon Kurulu, Dış Ticaret Ve Gümrükler Teknik Komitesi” tarafından 2015-2016 yıllarını kapsayan eylem planlarının bir bölümünü “Gümrük Kanunundaki para cezalarının günümüz ekonomik koşullarına göre güncellenmesi” hususu oluşturmaktaydı. Söz konusu komite çalışmalarının yansımalarını hayata geçirmek adına Adalet Ve Kalkınma Partisi tarafından TBMM Grup Başkanlığına verilen 23.09.2019 tarih ve 77 sayılı teklif önergesi kabul edilerek önce komisyonlarda görüşülmüş, daha sonra genel kurulda kabul edilmiş ve nihayetinde 07.11.2019 tarih ve 30941 sayılı resmi gazetede “Gümrük Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun – 7190” başlığı altında yayımlanarak yasalaşmıştır.

Diğer yönden AB ile ülkemiz arasında ihdas edilen 1/95 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı hükümleri uyarınca ve Avrupa Birliği (AB) üyeliğine yönelik müktesebat uyumu çerçevesinde Birlik Gümrük Kodu hükümlerine uyma zorunluluğumuz bulunmaktadır. Avrupa Birliği’nin yeni gümrük kanunu "Birlik Gümrük Kodu”, 1 Mayıs 2016 tarihi itibariyle AB’de yürürlüğe girmiş; 1 Aralık 2020 tarihine kadar bir geçiş dönemi belirlenmiştir. Türkiye olarak bizim de gerek Gümrük Birliği; gerekse AB’ye üyelik sürecindeki yükümlülüklerimiz gereği söz konusu tarihe kadar yeni gümrük kanununu mevzuatımıza aktarmamız gerekmektedir. Kamu oyunda oluşan yanlış bir algıyı bertaraf etmek adına (Bu değişikliklerle, “Yeni Gümrük Kanunu” rafa mı kaldırıldı yorumları bakımından), yapılan kanun değişikliğinin, Avrupa Birliği (AB) üyeliğine yönelik müktesebat uyum çalışmalarından bağımsız olarak ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.  

Bu yazımızda, kanun değişikliğinin hangi hususları ihtiva ettiği, suç ve ceza denklemine dış ticaret erbabı ile hassaten Gümrük Müşavirleri zaviyesinden nasıl bakıldığı hususları değerlendirilmektedir.

ANAHTAR KELİMELER: Gümrük Kanunu-Cezalar-Yatırım Ortamının iyileştirilmesi-Kanun Teklifi-Suç Ve Ceza.

II. Değişikliklerin Muhtevası  

Mezkûr kanun değişikliğinin çıkış noktası her ne kadar ceza miktarları ve pişmanlık hükümlerinin günümüz ekonomik koşullarına göre güncellenmesi olsa da bunun yanında farklı hususları da ihtiva ettiği görülmektedir. Söz konusu değişikliğe mazhar olan konuları maddeleştirmek suretiyle aşağıdaki gibi özetlemek mümkündür:

1-    Transit rejimine tabi tutulan eşyanın, geçici depolama yerinde gümrükçe onaylanmış bir işlem veya kullanıma tabi tutulması için kalabileceği sürenin hesaplanmasında, süre başlangıcının ne olacağına dair yaşanan tereddütler bertaraf edilmiştir. Madde metnine eklenen “varış gümrük idaresine sunulan serbest dolaşımda olmayan eşyaya” ibaresiyle ilgili süre başlangıcı netleştirilmiştir.

2-    Transit rejiminde, gümrük yükümlülüğü doğması durumunda asıl sorumlu, transit rejimine tabi tutulan eşya ile ilgili olarak gümrük idaresine karşı mali olarak sorumlu olacaktır. Bununla birlikte kaçakçılıkla mücadele kanununa göre işlem yapıldığı hallerde, asıl sorumlunun sorumluluğunun belirlenmesinde fiilin işlenmesinde dahlinin bulunup bulunmadığı hususu dikkate alınacaktır. Böylelikle illiyet bağı olmayan kişilerin & kurumların kaçakçılık kovuşturmasına dahil edilmesi uygulamalarının önü alınabilecektir.

3-    Gümrük vergilerinden muaf olarak serbest dolaşıma sokulacak eşyadaki istisnalar kapsamı, Savunma Sanayi Başkanlığını da içine alacak şekilde genişletilmiştir.

4-    Madde metninde tasfiye edileceği net olarak yazmakla birlikte; 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun “Tasfiye Edilecek Eşyaya İlişkin İşlemler” başlıklı 177.maddesinde yer almayan madde & fıkra numaraları mezkûr maddeye derç edilmiştir.  Dolayısıyla, tasfiye edilecek eşyaya ilişkin çerçeve daha da belirgin hale kavuşturulmuştur.

5-    Tasfiyelik hale gelen eşyanın, sahibince alınarak gümrük işlemlerine devam etmesini sağlayan düzenlemenin kapsamı genişletilmiş ve daha önce bir kez yararlanılabilen bu uygulamadan yaptırım oranı artırılmak suretiyle (Aşama skalasına göre %1, %3, %10 gibi) daha fazla yararlanma imkânı sağlanmıştır. Ayrıca söz konusu kolaylıktan yararlandırılmayacak eşyalar hususunda ilave düzenlemeler yapılarak uygulamada karşılaşılan sorunların giderilmesi amaçlanmıştır.

6-    5607 sayılı kanun ve 4458 sayılı kanun uyarınca tasfiyelik hale gelen ve yapılan tasfiye sonucu emanete alınan tutarların iadesi için eşya sahiplerinin 1-yıl içinde talepte bulunabilmesine yönelik düzenleme yapılmıştır.

7-    Gümrük idarelerine verilecek teminatların %20 fazlasıyla hesaplanması uygulaması kaldırılmıştır. Teminat miktarı, hesaplanan vergiler ve diğer amme alacakları tutarı üzerinden alınması hükmü getirilmiştir (Teminat Hesaplaması, gümrük vergilerinin ve diğer amme alacaklarının, %120 olarak değil; %100 olarak yapılacaktır).

8-    Yükümlüler tarafından fazla alınma gerekçesiyle geri verme talebinde bulunulan gümrük vergileri ve buna ilişkin ödenen gecikme zammı ve gecikme faizi taleplerine, geri verme tutarı üzerinden tecil faizi ödemesine ilişkin hüküm getirilmiştir. Böylelikle gümrük vergilerinin geri verilmesinde herhangi bir sebeple gecikmeler yaşanması durumunda gümrük idaresi tarafından faiz ödeneceği hükme bağlanmıştır.

9-    Gümrük Müşavir Yardımcısı olabilmek için aranacak şartlara, “Terörle Mücadele Kanunu” tahtında adli sicil hususlarında ilaveler yapılmıştır.

10- Gümrük İdaresi tarafından yükümlüye yazı ile yanlış izahat verilmesi halinde idari para cezası ve faiz uygulanmayacağı hususu hükme bağlanmıştır.

11- Dahilde İşleme Rejimi, Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimi ve Tam Muafiyet Suretiyle Geçici İthalat Rejimi hükümlerine tabi eşyaya ilişkin olarak, yapılan beyan ile muayene ve denetleme veya teslimden sonra kontrol sonucunda; vergi farkı bulunması halinde cezaların yarısı uygulanır hükmü yerine “vergi farkının yarısı uygulanır” hükmü getirilmek suretiyle cezaların yıkıcı etkisi, hafifletilmiştir.

12- Vergi farkına yol açan beyana ilişkin aykırılıkların, gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce, beyan sahibince bildirilmesi durumunda söz konusu cezalara uygulanacak ceza oranı %15’den, %10’a çekilmiştir.

13- Serbest Dolaşıma Giriş işleminde, beyan ile yapılan muayene neticesinde eşyanın ithali lisansa, şarta, ön izne bağlı olduğu ortaya konulduğunda uygulanmakta olan ağır cezalar, yükümlü tarafından belge alınabilmesi veya eşyanın uygunluğu kanıtlanması şartıyla kaldırılmış; bu gibi durumlarda sadece usulsüzlük cezasının verileceğine hükmedilmiştir.

14- Eşyanın ihracı belli kurumların iznine tabi olduğu halde uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi değilmiş gibi beyan edilen durumlarda uygulanmakta olan idari para cezası eşyanın gümrüklenmiş değerinin onda biri kadar olacaktır. Bu müeyyide değişiklikten önce eşyanın gümrüklenmiş değeri kadar uygulanıyordu.

15- İthali kanunla yasaklanmış bir eşya için idari yaptırım uygulanması halinde, ilgili maddedeki cezaların ödenmesi akabinde söz konusu eşya, yükümlüsünce talep edilmesi halinde mahrecine iade veya ilgili kurumca uygun bulunması halinde üçüncü bir ülkeye transit edilebilecektir. Daha önceden ise bu gibi durumlarda cezaları alınmakla birlikte ayrıca eşyaya el konuluyor ve eşyanın mülkiyeti kamuya geçiriliyordu.

16- Transit Rejimi hükümleri kapsamında uygulanan yaptırımlar yeni eklenen fıkralarla cezaların mahiyetine göre yeniden belirlenmiştir.

a.     Farklı çıkan eşyanın gümrük vergileri toplamının beyan edilen eşyanın gümrük vergileri toplamından fazla olması durumunda farklı çıkan eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin iki katı idari para cezası verilir.

b.     Farklı çıkan eşyanın beyan edilen eşyadan farklı şekilde, ithalinin lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması durumunda farklı çıkan eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı idari para cezası verilir.

c.     Beyana göre eksik olduğunun tespit edilmesi hâlinde, eksik çıkan eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin alınmasının yanı sıra eşyanın gümrük vergilerinin iki katı idari para cezası verilir.

d.     Beyana göre fazla olduğunun tespit edilmesi hâlinde, fazla çıkan eşyanın gümrük vergileri kadar idari para cezası verilir ve fazla çıkan eşya 177 ila 180 inci madde hükümlerine göre tasfiyeye tabi tutulur.

17- Antrepo Rejimi hükümleri kapsamında beyana göre belirgin şekilde farklı cinste eşya çıkması halinde, ikili bir ayrıma gidilmiştir.

a.     Farklı çıkan eşyanın gümrük vergileri toplamının beyan edilen eşyanın gümrük vergileri toplamından fazla olması durumunda farklı çıkan eşyaya ilişkin gümrük vergilerinin iki katı;

b.     Farklı çıkan eşyanın beyan edilen eşyadan farklı şekilde, ithalinin lisansa, şarta, izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilik belgesine tabi olması durumunda eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı;

idari para cezası uygulanacağı hükme bağlanmıştır. 

18- Yasak veya izne tabi eşyanın izinsiz ithalinde veya ihracında uygulanan yaptırımları konu alan 235. maddeye kendiliğinden bildirim imkanı getirilmiş olup, bu çerçevede yapılan kendiliğinden bildirimlerde cezaların %10'u uygulanacağı hükme bağlanmıştır.

19- Dahilde İşleme Ve Gümrük Kontrolü Altında İşleme Rejimine ilişkin hükümler ihlal edilmekle birlikte, eşyanın halen yükümlünün tesisinde bulunması halinde, vergilerin 2 katı olan ceza, vergilerin bir katına indirilmekte, ancak cezaya gecikme faizi de eklenmektedir. Bununla birlikte bu eşya için yapılacak tebligat tarihinden itibaren 60 gün içinde gümrükçe onaylanmış başka bir işlem veya kullanıma tabi tutulmaması halinde, ayrıca gümrük vergileri tutarında ceza verilecektir.

20- Yazılı olarak talep edilen bilgi ve belgelerin sunulmaması halinde 4 kat olan usulsüzlük cezası 8 kata yükseltilmiştir.

21- Kanunun 244 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü, dördüncü ve beşinci fıkralarında yapılan değişiklikle, uzlaşma hakkının kullanılmasına ilişkin hükümler genişletilmiş,  ve net olmayan süre meselesi açıklığa kavuşturulmuştur.

a.     Bilindiği üzere, itiraza başvurulması halinde uzlaşma hakkı kaybedilmekteydi. Yapılan değişiklikle, itiraza başvurulmakla beraber, itiraz henüz sonuçlanmadığı hallerde de (15 günlük itiraz süresi aşılmamak koşuluyla) uzlaşmaya başvurabilme imkânı getirilmiştir.

b.      Gümrük idaresi tarafından tespit edilmesinden önce beyan sahibi tarafından bildirilen farklılıklara ilişkin tebliğ edilen gümrük vergileri alacakları uzlaşmaya konu olabilecektir.

c.     Uzlaşmanın vaki olmaması veya temin edilememesi hâlinde süre kaldığı yerden işlemeye başlar, ancak sürenin bitimine beş günden az kalmış olması hâlinde süre beş güne tamamlanır. Hükmü getirilmek suretiyle hem 3 günlük süre 5 güne çıkarılmış hem de (e) takısı ile  muğlak ifade netleştirilmiştir.

22- Gümrük Müşavirleri ve Gümrük Müşavir Yardımcılarının izin belgelerinin:

a.     Bakanlık Müfettişleri Ve Gümrük Ve Dış Ticaret Bölge Müdürleri Tarafından Gerek Görülmesi Halinde Tedbir Mahiyetinde Geçici Olarak Alınacağı, (Bu Hüküm Daha Önceden Şu Şekildeydi: Gümrük Müfettişleri, Gümrük Müfettiş Yardımcıları, Kontrolörler, Stajyer Kontrolörler Ve Gümrük Ve Muhafaza Başmüdürleri)

b.     3713 sayılı kanun (Terörle Mücadele Kanunu) kapsamında haklarında kovuşturma başlatılanların izin belgeleri kovuşturma sonuçlanıncaya kadar tedbiren geri alınacağı,

Hükme bağlanmıştır.

III. Suç Ve Ceza Arasındaki Makas Daraltılmıştır “Yetmez Ama Evet”.

Makalemize konu kanun değişikliğinin, dış ticaret paydaşları nazarında “Yetmez Ama Evet” sloganıyla karşılandığını söylemek sanırım yanlış olmayacaktır. Her şeyden önce Dış Ticaret Ve Gümrükler Teknik Komitesinin taraflarla yaptığı çalıştayların ve çalışmaların yansıması olarak kanun değişikliğinin yapılması bakanlığımızın paydaşlardan gelen yapıcı teklifleri günümüz ekonomik koşullarına göre güncellenmesi ve yasalaşmasını sağlaması istişareye ve ortak akla verilen önemim tezahürü bakımından dikkate şayandır. Sadece bu bakış açısının bile ne kadar kıymetli olduğunu anlatmak izahtan varestedir. Değişikliğe genel manada bakıldığında pişmanlık ve uzlaşma gibi hükümlerin genişletilmesi ile suç ile ceza arasındaki makasın daralması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.

Gümrükle muhatap olan tüm tarafların özellikle cezaların potansiyel muhatabı olan gümrük müşavirleri ile ticaret erbabının cezaların ağırlığı noktasında hem fikir olduğu; yıkıcı etkilerinin muhataplara ilgili platformlarda defaatle anlatıldığı bilinmektedir. Ceza hükümlerinin, “Suç Ve Cezada Orantı” temel prensiplerine uygun olarak, yıkıcı olmaktan ziyade caydırıcı ve ıslah edici olması amaca hizmet açısından da ziyadesiyle önemli olduğu tasavvur edilmektedir

III. Son Söz Olarak:

Son tahlilde, tüm paydaşların ve ortak aklın süzgecinden geçirilerek maddeleşen değişikliklerin büyük resmin tamamlanmasına kifayet etmediği vakıadır. Gümrük Kanunu’nda, kasıt unsurunun aranmaması, suç ile suçlu arasında illiyet bağının ortaya konulmadan peşin hükümle yaptırım uygulanması, bırakın yargılamayı soruşturma süreci dahi tamamlanmadan hak mahrumiyeti doğuracak tedbirlerin uygulanması, kişinin sorumluluğu olmayan hususlarda dahi sorumluyla aynı yaptırım maddesinde mütalaa edilmesi, yaptığı hatayı fark edip nedamet gösterenlerin (daha hafif bir yaptırım uygulansa bile) cezalandırılması gibi hususların hala gümrük kanunumuzun maddeleri arasında önemli bir yere sahip olduğu hususu göz önünde bulundurulduğunda, yeni yapılan düzenlemelerin bu meyandaki eleştirilere kalkan olamayacağı  açıktır.

Ezcümle, Gümrük Kanunumuzun her şeyden önce, “Suç ile Hata” arasındaki farkı birbirinden ayıracak, suçluya anasından emdiği sütü burnundan getirecek cezayı tatbik ettirmekle birlikte; suçsuzu tereyağından kıl çeker gibi olay örgüsünden sıyırıp alacak, sakız gibi her tarafa çekilmeyen açık ve net ifadelerle örülmüş hükümler ihtiva eden maddelere ihtiyacı vardır. Tüm paydaşların yaptırım özelindeki beklentisi, suça bilerek, isteyerek kasıtlı şekilde iştirak edenlerin muhatap edilmesi; suçtan bihaber olmakla beraber mevzuat gereği işlemin bir tarafında mecburen bulunmak zorunda olan kişilerin yaptırımlardan azade tutulması yönündedir. Bu husus, mağduriyetlerin yaşanmaması bakımından ve hakkaniyet açısından ziyadesiyle elzemdir. Her kanun değişikliğinde özlemle beklediğimiz muştulu haberlerin başında, şüphesiz suç ile yaptırım arasındaki adalet dengesinin gözetilmesi gelmektedir. Bu doğrultuda, TCK‟nın 2/1 maddesinde de, “Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunamaz.” şeklinde belirtildiği üzere suç ve cezaların ancak kanunla öngörülebileceği kabul edildiğinden, Yeni Gümrük Kanunu’nda ve/veya Kanun değişikliklerinde bu özlemlerimizin hayata geçirilmesini umut ediyoruz. Zira umut, uyanık insanların rüyasıdır... 

Kaynakça:

 

1.            Gümrük Kanunu Ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun - 7190 (07.11.2019 T. 30941 S. R.G.)

2.            4458 Sayılı Gümrük Kanunun Gerekçesi

3.            Gümrük Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi ve Gerekçesi (TBMM Grup Başkanlığı 23.09.2019 / 77)

4.            Gümrük Genel Tebliği (Tahsilat İşlemleri) (Seri No: 2) (21.01.2014 t. 28889 s. R.G.)

5.            İstanbul Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünün 22.06.2017 tarihli ve 26035197 sayılı yazısı (Gümrük Kanunu 236. Maddesi hk.).

6.            Türk Ceza Kanunu- 5237 (12.10.2004 t. 25611 s. R.G.)

Son Yüklenen Diğer Haberler