"Bir Devlet ki! Gümrük işlerini, vergilerini, ülkenin ve milletin ihtiyaçlarına göre düzenlemekten alı konulmuştur. Böyle bir devlete elbette bağımsız devlet denemez."

Türk Parası “Tl” Ödeme Zorunluluğu Ve Kur Farkı Üzerine Bir Değerlendirme

Tarih: 2.06.2022 17:16:00 - Görüntülenme: 2532

I.                 Giriş

Hazine ve Maliye Bakanlığı, 19 Nisan 2022 tarihinde yürürlüğe giren; Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptıkları (taşıt sözleşmeleri hariç) satış sözleşmelerinde; sözleşme bedelinin “TL” ile yapılmasını zorunlu kılan mevzuat değişikliği münasebetiyle bu meyanda sektör gündemindeki yerini muhafaza etiğini söyleyebiliriz. “TL” ödeme zorunluluğunun Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında yaptığı sözleşmeleri kapsadığı; yurt dışında yerleşik kişilerle yapılan ticaretin bu değişikliğin münderecatında bulunmadığı biliniyor.

Değişikliğe göre sözleşme döviz cinsinden yapılmış olsa da ödemelerin “TL” cinsinden yapılması ve kabul edilmesi zorunlu. Diğer bir ifadeyle sözleşme bedelinin döviz olarak belirlenmesi serbest ancak ödeme günü ödemenin döviz olarak yapılması yasak. Sözleşmenin döviz üzerinden; ödemenin ise “TL” üzerinden yapılmasına ilişkin zorunluluk, konuyla ilgili ayrıca “kur farkı” meselesinin de yeniden gündem olmasına neden olduğu söylenebilir.  Bu yazımızda söz konusu iki konuyu mevzuatın dilinden de istifade ederek irdelemeye gayret edeceğiz.

 

Anahtar Kelimeler & Kısaltmalar:

Kur, Kur Farkı, TL, Döviz, 32 sayılı Karar, KDV Kanunu, KDV Matrahı, Gümrük Kanunu, Ödeme, Vade, Alış-Satış Kuru,

II.               TL Ödeme Zorunluluğu

Bilindiği üzere, Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ 19.04.2022 tarih ve 31814 Sayılı Resmi gazetede yayımlanarak yayımı tarihi itibariyle (19 Nisan’da) yürürlüğe girmişti. Söz konusu tebliğ değişikliği ile Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (No: 2008-32/34) (28.02.2008 t. 26801 s. R.G.)’in 8/9.maddesine  “...Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur…” cümlesi eklenmişti. Eklemeyle birlikte mezkûr madde şu şekli almıştı:

“MADDE 8 – (9) Türkiye’de yerleşik kişilerin kendi aralarında akdedecekleri; taşıt satış sözleşmeleri dışında kalan menkul satış sözleşmelerinde sözleşme bedelini ve bu sözleşmelerden kaynaklanan diğer ödeme yükümlülüklerini döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırmaları mümkündür. “Ancak sözleşme konusu ödeme yükümlülüklerinin Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunludur.”

Söz konusu değişiklik, her ne kadar dövizle mücadelede bir enstrüman olarak devreye alınmış olsa da yeni uygulama özellikle dövize endeksli ticaret yapan, sanayicileri ve tacirleri zorda bırakacak birtakım gelişmeleri de beraberinde getirdiği söylenebilir.

Yazımızın bu bölümünde konuyla ilgili tarafımıza ulaşan soruları ve yorumlarımızı bir araya toplamaya gayret ettik:

a-    19.04.2022 tarihinden önce düzenlenen faturalar dövizle ödenebilecek mi?

“TL” ile ödeme zorunluluğu getiren mezkûr tebliğin 2.maddesinde yayım tarihine atıf yapılması münasebetiyle 19.04.2022 tarihinden önce düzenlenen faturalar döviz ile ödenebilecektir. Hatta bu konudaki tereddütler Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yapılan açıklama ile tamamen giderilmiş durumdadır. 

b-    Değişiklik kapsamındaki “menkul” ibaresi neyi ifade ediyor?

Hazine ve Maliye Bakanlığı yaptığı basın duyurusuyla bu konuya açıklık getirmiş olup, tebliğ kapsamındaki “menkul” ibaresinin gayrimenkul tanımı dışındaki her türlü mal ve eşyayı kapsadığı belirtilmiştir.

c-    İthalata konu bir emtianın yolda satışı söz konusu olduğunda, ödeme TL mi yoksa döviz olarak mı ödenmesi gerekir?

Bu kapsamda belirleyici olan kriter, eşyanın nerede alınıp satıldığı veya devredildiğiyle ilgili değil; alıcı ile satıcının Türkiye’de mukim olup, olmamasına indirgenmiş durumdadır. “Satıcı ile Alıcı” Türkiye’de yerleşik kişi ise TL ödeme zorunluluğu ve kabulü söz konusudur.

d-    Sözleşmeler döviz cinsinden yapılabilir mi?

Yapılan düzenlemede döviz cinsinden sözleşme akdedilmesiyle ilgi değişiklik bulunmamaktadır. Değişiklik; ödemenin ve ödenen paranın kabulünün TL cinsinden yapılmasıyla sınırlıdır. Sözleşme dövizle yapılabilir; ama TL ile ödenir.

e-    Ödemenin döviz alış kurundan mı döviz satış kurundan yapılacağına nasıl karar vereceğiz?

Tebliğ’de hangi kurun esas alınacağına dair bir düzenleme bulunmamaktadır. Bununla birlikte yaşanması muhtemel ihtilafların önlenmesi bakımından akdedilecek sözleşmelerde ödemenin hangi kurun baz alınarak yapılacağı hususu netleştirilmedir. Dolayısıyla bu ayrımın ödeme öncesinde alıcı ile satıcı arasında varılan mutabakat metnine (sözleşmeye) derç edilmesi faydalı olacaktır.

f-     Antrepo ve geçici depolama yerlerinde yapılan Devir & Satış işlemlerinde ödeme “TL” ile mi; yoksa döviz ile mi yapılacaktır?

Türkiye'de yerleşik kişiler antrepo ve geçici depolama yerlerinde bulunan eşyaların devir işlemleriyle ilgili 19.04.2022 tarihinden sonra düzenledikleri fatura döviz cinsinden olsa bile ödemenin “TL” olarak yapılması ve tahsilatın “TL” olarak kabul edilmesi gerekmektedir.

Kur farkı gibi sair diğer ihtilafların bertaraf edilmesi bakımından faturanın “TL” olarak düzenlenmesi bir seçenek olarak göz önünde bulundurulabilir.

Ayrıca, potansiyel vergi numarası ile yurt dışı firma adına antrepoya ve/veya geçici depolama yerine alınan eşyanın satış işlemlerinde satıcının Türkiye ’de mukim olmaması münasebetiyle ödeme döviz cinsi üzerinden yapılabilir (GY.330/2.maddede olduğu gibi).

g-    Serbest Bölgelerle yapılan ticarette “TL” ödeme zorunluluğu var mıdır?

Serbest bölge; Türkiye gümrük bölgesinin siyasi sınırları içerisinde yer almakla birlikte; dış ticaret teamülleri açısından yani dış ticaret ve gümrük uygulamaları açısından gümrük hattının dışında bulunan yerler olarak tanımlanmaktadır. Ayrıca 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu’nun 6 ncı maddesi gereğince serbest bölgelerde gümrük ve kambiyo mükellefiyetine dair mevzuat hükümleri uygulanmamaktadır. Diğer ifadeyle serbest bölgelere yapılan eşya satışları ihracat; serbest bölgelerden eşya alımları ise ithalat olarak işleme tabi tutulmaktadır.

Diğer yönden Serbest Bölgeler Kanununun 9.maddesi gereğince Serbest bölgelerdeki faaliyetlerle ilgili her türlü ödemelerin dövizle yapılabiliyorken; 20.09.2017 tarih ve 30186 sayılı RG de yayımlanan “Serbest Bölgelerde Türk Lirası ile Yapılacak Ödemelere İlişkin Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar (2017/10718) karar ile Serbest bölgelerdeki faaliyetler ile ilgili her türlü ödeme döviz veya Türk Lirası ile yapılabileceğinden hareketle; serbest bölgelerle yapılan ticarette döviz veya TL kullanımının işlemi yapan kişinin özgür iradesine bırakıldığı söylenebilir.

Sonuç olarak, serbest bölgelerle yapılan ticarette “TL” ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını değerlendirmekle birlikte tebliğde bu konuyla ilgili bir düzenleme yer almadığından konunun Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından açıklığa kavuşturulması faydalı olacaktır.

h-    İhraç kayıtlı teslimlerde döviz cinsi nasıl belirlenecektir?

İhraç kayıtlı teslimler ihracat gibi düşünülse de alış-satış işlemleri Türkiye’deki mukim kişiler arasında yapıldığından ödemenin “TL” olarak yapılması gerektiği düşünülmektedir. Zira mezkûr tebliğde ihraç kayıtlı teslimlere ilişkin herhangi bir istisnaya yer verilmemiştir.

i-      Söz konusu düzenlemeye aykırı olarak; ödemeleri döviz olarak yapsam & döviz olarak kabul etsem yaptırımı ne olur?

1567 Sayılı Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında (TPKKHK) Kanununun 3/1. maddesi uyarınca bu düzenlemeye uyulmaması halinde 3.000 TL’den 25.000 TL’ye kadar idarî para cezası kesileceği; 2022 Yılı itibariyle yeniden değerleme oranları dikkate alınırsa bu idari para cezalarının 14.000 TL – 120.000 TL aralığında olacağı, İdari para cezaları sözleşmenin her bir tarafı için ayrı ayrı ve tekerrür halinde 2 kat olarak uygulanacağı bilinmelidir.

III.             Kur Farkı 

Kur, herhangi bir ülkenin para biriminin diğer ülkelerin para birimleri karşısındaki değerini gösteren katsayı olarak; kur farkını ise, bu iki para biriminin birbiriyle değişimi sırasında oluşan fark olarak tanımlayabiliriz. Kur farkı, döviz cinsinden tanzim edilen faturaların düzenlenme tarihi ile tahsilat tarihi arasında geçen sürede oluşmaktadır. Gümrük beyanı açısından iki türlü kur farkının meydana geldiğini söyleyebiliriz:

a-    Pozitif Kur Farkı    : Ödeme tarihindeki kurun beyanname tescil tarihindeki kurdan düşük olduğu durumlarda meydana gelmektedir.

 

Ödeme tarihindeki kurun beyanname tescil tarihindeki kurdan düşük olduğu durumlarda yani Pozitif kur farkının meydana geldiği durumlarda, söz konusu kur farkının, fatura veya diğer belgelerde yazılı yabancı paraların 4458 Sayılı Gümrük Kanunu’nun 30.maddesine istinaden, beyannamenin tescil tarihinde yürürlükte olan T.C. Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden Türk Lirasına sistem (BİLGE) tarafından otomatik olarak çevrilip; KDV matrahına kendiliğinden dahil edilmesi hasebiyle; ayrıca beyan edilmesine gerek bulunmadığı; beyanın bizatihi içerisinde olduğu açıktır.

Örneğin:

(01.03.2022) Ödeme tarihindeki kur: 1$= 14TL

(27.05.2022) Beyannamenin tescil tarihindeki kur: 1$= 16 TL

 

Tescil tarihindeki kuru sistem (BİLGE) otomatik olarak çevireceğinden bu durumda vergilendirme 1$= 16 TL’den yapılacak ve kur farkı zaten kendiliğinden beyan edilmiş olacaktır.

 

b-    Negatif Kur Farkı  : Ödeme tarihindeki kurun beyanname tescil tarihindeki kurdan yüksel olduğu durumlarda meydana gelmekte olup, bazı teftişlerde gündeme gelen ve kur farkının beyan edilmemesi gerekçe gösterilerek tenkitlere konu edilen kısmı oluşturmaktadır.

Örneğin:

(20.01.2021) Ödeme tarihindeki kur: 1$= 18TL

(27.05.2022) Beyannamenin tescil tarihindeki kur: 1$= 16 TL

 

Verilen örnekte, beyanname sistemine (BİLGE) faturada yazılı yabancı para cinsi girildiğinde kuru 27.05.2022 tarihindeki TCMB Döviz Satış Kuru üzerinden otomatik olarak hesaplayacağından 2-TL lik negatif kur farkı söz konusu olacaktır.

 

Gümrüklerdeki genel kanı maliye tarafıyla (Gelir İdaresi Başkanlığı) yapılan yazışmalardan hareketle kur farklarının KDV matrahına dahil edilmemesi gerektiği yönündedir. Konuyla ilgili olarak Gümrükler Genel Müdürlüğünün 23.06.2010 tarihli 13897 sayılı yazısında, beyanname tescil tarihine kadar ortaya çıkan kur farklarının ithalde alınan KDV matrahına ilave edilmemesi gerektiği belirtilmiş, 07.02.2019 tarihli 85593407 sayılı dağıtımlı yazılarıyla da söz konusu görüş tahkim edilmiştir.

 

Buna mukabil söz konusu yazılar etraflıca incelendiğinde 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 10/ı maddesinde ithalatta vergiyi doğuran olayın, Gümrük Kanununa göre gümrük vergisi ödeme mükellefiyetinin başlaması, gümrük vergisine tabi olmayan işlemlerde ise gümrük beyannamesinin tescili anında meydana geleceğinin; 26 ncı maddesinde ise; bedelin döviz ile hesaplanması halinde dövizin, vergiyi doğuran olayın meydana geldiği andaki cari kur üzerinden Türk parasına çevrileceğinin hüküm altına alındığından bahisle, gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar ortaya çıkan negatif kur farklarının ithalatta KDV matrahına dahil edilmemesi gerektiği görüşü hakimdir. Diğer yönden gümrük tekniği açısından;

 

a-    Dövizin beyannamenin tescil tarihi baz alınarak TCMB Döviz satış kuru üzerinden TL’ye çevrildiği,

b-    Ödeme mükellefiyetinin beyannamenin tescil tarihi itibariyle başladığı,

c-    Gümrük beyannamesinin tescil tarihine kadar yapılan diğer giderler ve ödemelerden vergilendirilmeyenler ile mal bedeli üzerinden hesaplanan fiyat farkı, kur farkı gibi ödemelerin ithalatta KDV matrahının bir unsuru olduğu,

d-    İthal eşyasının gümrük kıymetinin, fiilen ödenen veya ödenecek fiyat olduğu,

hususları bir arada değerlendirildiğinde mezkûr GİB görüşünün yanlış yorumlandığından hareketle negatif kur farkını beyan etmeyen firmalara yaptırım uygulanması gerektiğine salık verecek görüşlerin de bulunduğuna şahit olunmaktadır. Bu görüşe katılanların en önemli gerekçesi İthalde alınacak KDV matrahına eklenecek unsurlar arasında kur farkının açık ve net bir şekilde hüküm altına alınmış olmasından kaynaklanmaktadır (KDVK 21/c md). Ayrıca kur farklarının KDV matrahına dahil edilmesiyle ilgili Gelir İdaresi Başkanlığı, İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın vermiş olduğu 18.04.2014 tarih ve 39044742-130-1029 sayılı özelgesi de mevcuttur.

 

Durum bu minval üzere olmakla birlikte KDVK ’nın 21/c maddesi irdelendiğinde, madde metninde kastedilen kur farkının ödemenin erken veya geç yapılmasıyla ilgili olmadığı; vergiye tabi eşyanın bizatihi alış maliyetini yükselten müstakil bir farkın söz konusu olduğu durumlarda gündeme geldiği görülecektir. Kur farkının KDV matrahının bir unsuru olamayacağına salık veren Gümrükler Genel Müdürlüğü’nün mezkûr yazılarının gerekçesini de bu hususun oluşturduğu mütalaa edilmektedir.

Bununla birlikte iç piyasadaki dövizli işlemlerle ilgili ortaya çıkan kur farklarının mali mevzuat kapsamında değerlendirilmesi, 18.01.2019 tarih ve 7161 sayılı Kanun ile KDVK 24/c maddesine eklenen kur farkının dahili ticarette göz önünde bulundurulması faydalı olacaktır. Diğer yönden zikredilen değişikliğin dış ticaret uygulamalarında bir değişikliğe sebebiyet vermediği değerlendirilmektedir.

      

IV.            Sonuç ve değerlendirme

Mali mevzuatımızda kur farklarının vergiye tabi olup olmaması yönünde birbirinden farklı görüşlerin olduğu bilinmektedir. Kur farklarının mal teslimine, hizmet ifasına veya vade ve fiyat farkına yönelik olmadığından KDV’nin konusuna girmeyeceğini savunan görüşler vardır. Ayrıca ödeme tarihine göre kur farkı hesaplayıp yeniden matrah düzeltmesi yapmanın KDVK ’ya aykırı olacağı için kur farklarının KDV’ye tabi tutulmaması gerektiğini savunan görüşler de mevcuttur.

Diğer taraftan kur farklarının vade farkları ile aynı mahiyette olması, kur farklarının KDV matrahı dışında tutulması halinde KDV uygulamasının etkinlikten uzaklaşacağı gerekçesiyle kur farklarının KDV'ye tabi tutulması gerektiğini; döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak yapılan işlemler nedeniyle ortaya çıkan kur farklarının Türk Lirası cinsinden yapılan işlemlerde uygulanan vade farkı veya faizden bir farkı bulunmadığı için kur farklarının işlem bedelinin bir unsuru olarak matraha dahil edilmesi ve KDV’ye tabi tutulması gerektiğini savunan görüşler de bulunmaktadır.

Maliye tarafında söz konusu belirsizlik zaman zaman idare ile mükellefi karşı karşıya getirse de gümrük tarafında konuyla ilgili zikredilen Gümrükler Genel Müdürlüğü Yazıları, (Dip No:6-7) hiçbir tereddüde mahal bırakmayacak şekilde gerek KDVK 21/c gerekse 24/c maddesinde yer alan kur farklarının ithalat uygulamaları açısından gümrük beyannamesine ilave edilmemesi gerektiğini açık ve net bir şekilde ortaya koymuştur. İş ve işlemlerin kahir ekseri genel müdürlüğün söz konusu görüşlerine uygun olarak yapıldığı söylenebilir. Buradan hareketle, ithal eşya bedellerinin beyanname tescil tarihinden bağımsız olarak ödendiği durumların kur farklarının konusu olmadığı, tescil tarihinden önce veya sonra ödeme yapılması münasebetiyle meydana gelen pozitif ve/veya negatif kur farklarının KDV matrahının bir unsuru olamayacağı sonucuna bizi götürmektedir. 

Yazımızın diğer yönü itibariyle; menkul satış sözleşmelerine konu ödeme yükümlülüklerinin, Türk parası cinsinden yerine getirilmesi ve kabul edilmesi zorunluluğunun beraberinde kur farkını gündeme taşıması dış ticaret İşlemleri açısından;

a-    Hammadde girdisinin büyük bir bölümünü ithal etmek zorunda olan ve hammaddenin %100’ü döviz cinsinden fiyatlanan eşya ticaretlerinde kur riskinin her zamankinden daha önemli bir pozisyonda değerlendirilmesi gerektiği,

b-    Söz konusu kur riskini bertaraf etmek adına hammadde fiyatlarının daha da yükseleceği, dolayısıyla enflasyonun ayrıca tetikleneceği,

c-    Bürokratik engellerin artacağı,

d-    İlave Banka komisyonlarının oluşacağı,

e-    “Alıcı-Satıcı” arasında döviz cinsinin değişimi noktasında anlaşmazlık ve iş huzurunun bozulmasına; dolayısıyla “Alıcı-Satıcı” arasındaki hukuki itilafların artmasına sebebiyet vereceği,

f-     TL’ye dönen firmaların yeniden hammadde temini için dövize dönecek olmaları nedeniyle oluşacak kısır döngünün; ilave masraf kalemlerine sebebiyet vererek, maliyetleri artıracağı,

g-    Orta ve küçük ölçekli firmaların faturasız çalışmasına; dolayısıyla kayıt dışı ekonomik faaliyetlerin artmasına sebep olacağı,

gibi olumsuz hususların gözden ırak tutulmaması, ülkemizin çıkarları açısından faydalı olacağı kuşkusuzdur. Döviz Kurunu dizginlemek için gösterilen çabaların ekonominin kendi seyrinde dönen diğer çarklarına zarar vermeden başarıya ulaşmasını ve piyasadaki fiyat istikranın halkımızın alım gücüne olumlu yansıyacak şekilde başarıya ulaşmasını temenni ederek yazımızı sonlandırıyoruz.

Haki Demirtaş
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri

 

(30.05.2022)


Kaynakça:

1-     Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (No: 2008-32/34) (28.02.2008 t. 26801 s. R.G.)

2-     Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Karara İlişkin Tebliğ (Tebliğ No: 2008-32/34)’de Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (No: 2022-32/66) (19.04.2022 t. 31814 s. R.G.)

3-     https://www.hmb.gov.tr/haberler/turk-parasi-kiymetini-koruma-hakkinda-32-sayili-karara-iliskin-2008-32-34-sayili-tebligde-degisiklik-yapilmasina-dair-2022-32-66-sayili-teblige-iliskin-duyuru

4-     Gümrük Kanunu- (4458 nolu Kanun) (04.11.1999 tarihli, 23866 sayılı R.G.)

5-     Katma Değer Vergisi Kanunu - 3065 (18563 s. 02/11/1984 t. R.G.)

6-     Gümrükler Genel Müdürlüğünün 07.02.2019 tarihli ve 41385955 sayılı yazısı (KDV Matrahı, Kur Farkı hk.)

7-     Gümrükler Genel Müdürlüğünün 23.06.2010 tarihli ve 13897 sayılı yazısı (Negatif Kur Farkı)

8-     Türk Parası Kıymetini Koruma Hakkında Kanun - Kanun No 1567 (25.03.1930 t. 1433 s. R.G.)

9-     https://www.customsaudit.net/kur-farklari-ithalatta-kdv-matrahina-dahil-edilecek-mi/#:~:text=Pozitif%20kur%20fark%C4%B1nda%20ise%20yani,g%C3%BCmr%C3%BCk%20k%C4%B1ymetine%20do%C4%9Frudan%20eklenmi%C5%9F%20olacakt%C4%B1r.

10- https://sozluk.gov.tr/

11- Serbest Bölgeler Kanunu - 3218 (15.6.1985 t. 18785 s. R.G. )

12- Serbest Bölgelerde Türk Lirası ile Yapılacak Ödemelere İlişkin Kararın Yürürlüğe Konulması Hakkında Karar - 2017/10718 (20.09.2017 t. 30186 s. R.G.)

Son Yüklenen Diğer Haberler