I. Özet
Gümrük Yönetmeliği’nin
575/2’nci maddesiyle, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerinin (YGM) faaliyet
alanları Bakanlıkça belirlenen çalışma bölgeleriyle sınırlandırılmış; seçilen
bölge dışındaki gümrük idarelerinin denetimi altındaki antrepolarla tespit sözleşmesi
yapılması yasaklanmıştır. Bu makalede, söz konusu coğrafi sınırlamanın gümrük
mevzuatının genel sistematiğiyle bağdaşmadığı; gümrük gözetim ve denetimine
ilave bir katkı sunmadığı; buna karşılık kanunilik, ölçülülük, anayasal
çalışma özgürlüğü ve rekabet ilkeleri açısından sahada önemli sorunlar
doğurduğu yönündeki değerlendirmelerimize yer verilmiştir.
Anahtar Kelimeler ve
Kısaltmalar
Anahtar Kelimeler:
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri (YGM), Çalışma Bölgeleri, Gümrük Kanunu, Gümrük
Yönetmeliği m.575/2, Çalışma Özgürlüğü, Ölçülülük, Rekabet, YGM Çalışma
Komitesi,
II. Mevzuattaki Düzenleme
ve Amaç
Çalışma yeri kavramı,
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri bakımından Gümrük Yönetmeliği’nin 575/2’nci
maddesinde düzenlenmiş; bu hükümle YGM’lerin, Bakanlıkça belirlenen
çalışma bölgelerinden birini seçmeleri ve seçilen bölge dışındaki gümrük
idarelerinin denetimi altındaki antrepolarla tespit sözleşmesi yapamamaları
öngörülmüştür. Düzenlemenin temel amacının, gümrük gözetimi ve
denetiminin etkinliğini artırmak ve fiilî erişimi kolaylaştırmak olduğu
anlaşılmaktadır.
Ne var ki, düzenlemenin
lafzı ile ulaşılmak istenen amaç arasında ölçülülük ilkesi bakımından ciddi bir
uyumsuzluk bulunmaktadır. Günümüzde gelişmiş iletişim, izleme ve denetim
araçlarının yaygınlaşması, fiziksel mesafeyi hizmetin etkinliği açısından
belirleyici bir unsur olmaktan çıkarmıştır. Kaldı ki, antrepolarda
görevlendirilen ve nitelikleri Bakanlıkça belirlenen gümrük müşavir
yardımcılarının, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirinin bizzat bulunmasının
özellikle aranmadığı hâllerde, YGM adına her türlü tespit, kontrol ve sair işleme
ilişkin yetkiyi haiz olduğu hususu mevzuatta açıkça düzenlenmiştir. Bu durum
birlikte değerlendirildiğinde, YGM bakımından mesafeye dayalı bir faaliyet
tahdidinin, denetimin etkinliği veya kamu yararı açısından anlamlı ve zorunlu
bir gerekçe oluşturmadığı izahtan varestedir.
Bu noktada ayrıca dikkat
çekilmesi gereken önemli bir husus, mevzuatın yetkilendirilmiş gümrük
müşavirinin ikamet ettiği il veya fiilî çalışma yeri ile seçilen çalışma
bölgesi arasında doğrudan ve zorunlu bir bağ kurmamış olmasıdır. Başka bir
ifadeyle, bir YGM’nin ikamet ettiği il dışında yer alan bir çalışma bölgesini seçerek,
o bölgedeki antrepolar ile tespit sözleşmesi imzalamasının önünde hukuki bir
engel bulunmamaktadır. Buna karşın, aynı YGM’nin birden fazla çalışma
bölgesinde eş zamanlı faaliyet göstermesi kesin biçimde yasaklanmıştır.
Bu durum, düzenlemenin
kendi içinde ciddi bir tutarsızlık barındırdığını açıkça ortaya koymaktadır.
Fiilî erişim ve denetim kolaylığı sağlamak amacıyla getirildiği ifade edilen
bir sınırlamanın; YGM’nin ikamet ettiği yerden bağımsız olarak ülkenin başka
bir bölgesinde faaliyet göstermesine izin verirken, aynı mesleki faaliyetin
birden fazla bölgede eş zamanlı olarak yürütülmesini mutlak biçimde
yasaklaması, amaç ile araç arasındaki dengeyi temelden zedelemektedir. Bu
yönüyle çalışma bölgesi kuralı, denetimi güçlendiren işlevsel bir düzenleme
olmaktan çıkmış; mesleki faaliyetin kapsamını daraltan biçimsel bir kısıtlamaya
dönüşmüştür. Oysa mevzuatın iç mantığı dikkate alındığında, sınırlamanın
coğrafi bölge esasına değil, doğrudan antrepo sayısına dayandırılması gerektiği
açıkça görülmektedir. Nitekim 2019 yılı öncesinde, herhangi bir bölge
sınırlaması olmaksızın YGM’lerin ülke genelinde, ikisi genel antrepo olmak
üzere toplam dört antrepo ile sözleşme yapabiliyordu ve işlemler bu şekilde
tesis ediliyordu. Söz konusu bölge sınırlamasının olmadığı dönemlere ilişkin
uygulamalar incelendiğinde, gümrük gözetim ve denetimini olumsuz yönde
etkilediği tespit edilen tek bir somut örneğe dahi rastlanmadığı açık ve net
bir şekilde görülecektir.
Dolayısıyla YGM’nin ikameti
veya fiilî çalışma yeriyle doğrudan bir bağ kurmayan; buna karşın birden fazla
bölgede faaliyeti kategorik olarak yasaklayan mevcut düzenlemenin, gümrük
gözetimi ve denetimi amacıyla açıklanması güçtür. Zira mevzuat bütüncül olarak
değerlendirildiğinde, bir YGM’nin en fazla dört antrepo ile çalışabilmesine
izin verilmesinin temel gerekçesi, denetim ve gözetim kapasitesinin aşılmaması
varsayımına dayanmaktadır. Ne var ki 2019 sonrasında getirilen bölge
sınırlaması, YGM’nin bu antrepo kontenjanını tek bir bölgede doldurabilmesini
fiilen engellemekte; böylece denetim kapasitesini korumaya yönelik kurgulanan
sistem, YGM’nin ekonomik olarak sürdürülebilir bir faaliyet hacmine ulaşmasını
imkânsız hâle getirmektedir. Bu durum yalnızca YGM’nin kendi mesleki
beklentilerini karşılayamaması sonucunu doğurmamakta, aynı zamanda yanında
istihdam ettiği nitelikli personelin ekonomik ve mesleki beklentilerine de
cevap veremediği bir yapıyı zorunlu kılmaktadır. Hal böyleyken antrepo sayısı
üzerinden kurulmuş denge mekanizması, bölge sınırlaması nedeniyle işlevsiz hâle
gelmekte; gözetim ve denetimi güçlendirmesi beklenen düzenleme, uygulamada hem
mesleki hem de ekonomik sürdürülebilirliği zedeleyen bir engel olarak ortaya
çıkmaktadır.
III. Gümrük Müşavir
Yardımcılarının Yetkisi ve Çalışma Bölgesi Sınırlandırmasının Çelişkisi
Gümrük Müşavir
Yardımcıları, nitelikleri (Okul-staj-sınav vb) Bakanlık tarafından belirlenen ve
antrepolarda görev, yetki ve sorumlulukları mevzuatla açıkça tanımlanmış
kişilerdir. Mevzuatta, bizzat Yetkilendirilmiş Gümrük Müşaviri tarafından
yapılması zorunlu kılınan işlemlere ilişkin özel bir düzenleme bulunmaması
hâlinde; antrepoya eşya alınması ve antrepodan eşya çıkarılmasına yönelik
tespit işlemlerinde kullanılacak mühür ve kaşelerin yalnızca Gümrük Müşavir
Yardımcıları tarafından kullanılabileceği açıkça hüküm altına alınmıştır. Bu
durum, antrepo işlemlerinin fiilî olarak YGM’nin şahsi fiziki varlığından
ziyade, yetkileri ve sorumluluğu bizzat bakanlığımız tarafından tanımlanmış
personel eliyle yürütüldüğünü ortaya koymaktadır.
Bu çerçevede, YGM’nin
çalışma bölgesinin coğrafi esaslara dayalı olarak sınırlandırılması, mevzuatın
kendi iç tutarlığını zedeleyen ve fiilî gerçeklikle bağdaşmayan bir yaklaşımı
yansıtmaktadır. Antrepolarda yürütülen tespit ve kontrol işlemleri; denetimsiz
ortamlarda veya rastgele kişiler eliyle değil, nitelikleri, eğitim koşulları,
staj süreci, sınav ve mesleki yeterlilikleri bizzat Ticaret Bakanlığı
tarafından belirlenmiş ve antrepoda fiilen görev yapan gümrük müşavir
yardımcıları aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Mevzuat sistemi bu denli
güçlü ve denetimli bir personel yapısı üzerine inşa etmişken, Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşavirinin mesleki faaliyetinin belirli bir coğrafi bölgeyle
sınırlandırılmasının gümrük gözetimi ve denetimi bakımından zorunlu ve
vazgeçilmez bir tedbir olduğu iddiası hukuki bir dayanak bulamamaktadır. Kaldı
ki YGM’nin hukuki sorumluluğunun bölgeden bağımsız olarak her hâlükârda devam
ettiği dikkate alındığında, çalışma bölgelerinin coğrafi olarak
sınırlandırılması gümrük gözetim ve denetimine somut bir katkı sunmadığı gibi,
mesleğin serbest icrasını gereksiz ve orantısız biçimde kısıtlamaktadır. Daha
da önemlisi, bu kısıtlama nitelikleri açıkça tanımlanmış ve sistemin
belkemiğini oluşturan personelin ekonomik ve mesleki beklentilerinin
karşılanmasını zorlaştırmakta; dolayısıyla YGM mesleğine olan ilgiyi de
belirgin biçimde azaltmaktadır.
IV. Teknolojik Gelişmeler ve
Ulaşım Ağları Karşısında Bölge Sınırlandırması
Elektronik veri iletim
sistemleri, çevrim içi ve bütünleşmiş bilgi altyapıları, kamera ve izleme
sistemleri, e-belge uygulamaları ve anlık iletişim imkânları sayesinde
antrepoların 7/24 uzaktan izlenebilmesi mümkün hâle gelmiştir. Buna ilaveten,
gelişmiş ulaşım ağları sayesinde ülkenin herhangi bir noktasına kısa sürede
erişim sağlanabilmektedir.
Ayrıca bu koşullar altında,
kaliteli ve etkin hizmet sunumunun tek belirleyicisinin hizmet verilen yere
coğrafi yakınlık olduğu varsayımı, günümüzün teknik ve idari gerçekleriyle
bağdaşmamaktadır. Güçlü bir altyapıya ve nitelikli personele sahip YGM’ler
bakımından mesafe, mesleki faaliyetlerin icrasını zayıflatan bir unsur olmaktan
çıkmıştır. Nitekim yürürlükteki mevzuat da bu hususu esas almamakta; YGM’nin
ikamet ettiği yer ile faaliyet göstermek üzere seçtiği bölgenin aynı olmasını
zorunlu kılmamaktadır. Bu durumda, mevzuatın dahi ikamet–bölge örtüşmesini
gerekli görmediği bir yapıda, coğrafi bölge ayrımında ısrar edilmesinin hangi
hukuki ve fiilî gerekçeye dayandığı anlaşılabilir değildir.
V. Gümrük Müşavirliği
Mevzuatı ile Karşılaştırma
Gümrük Müşavirlerinin
çalışma yeri, 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 229’uncu maddesi ve Gümrük
Yönetmeliği’nin 564’üncü maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde çalışma
yerinden kastın, esasen tebligat adresinin tespiti olduğu açıkça anlaşılmaktadır.
Nitekim, Gümrük Müşavirlerinin farklı bölge müdürlükleri kapsamındaki işlerde
faaliyet gösterebilmeleri için ilgili idareyi bilgilendirmeleri yeterli
görülmüştür.
2011/14 sayılı Genelgeyle de
ikametgâh dışındaki bölgelerde yapılan geçici iş takipleri için süre veya
beyanname sayısı gibi sınırlamalara gidilmeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Bu
yönüyle, YGM’ler için getirilen katı bölge sınırlamasının, Gümrük Müşavirliği
sistematiğiyle de örtüşmediği görülmektedir.
VI. Anayasal Boyut ve
Hukuki Değerlendirme
Anayasa’nın 48’inci
maddesiyle güvence altına alınan çalışma ve sözleşme özgürlüğü ile 49’uncu
maddesinde düzenlenen çalışma barışı ilkesi birlikte değerlendirildiğinde,
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerinin mesleki faaliyetlerini coğrafi esaslı
çalışma bölgeleriyle sınırlayan bir düzenlemenin anayasal güvencelerle ciddi
biçimde çatıştığı görülmektedir. Bu tür bir sınırlama, yalnızca bireysel
mesleki faaliyeti kısıtlamakla kalmamakta; aynı zamanda serbest piyasa
koşullarını zedeleyerek hizmet sunumunda rekabeti daraltmaktadır.
Rekabetin sınırlanması,
hizmet kalitesinin düşmesine ve maliyetlerin artmasına yol açabilecek sonuçlar
doğurabileceği gibi, piyasada fiilî tekelleşme riskini de beraberinde
getirmektedir. Nitekim belirli bölgelerde faaliyet gösterebilen sınırlı
sayıdaki YGM lehine oluşabilecek bu yapı, hem yükümlüler açısından tercih
serbestisini ortadan kaldırmakta hem de rekabet hukukunun temel ilkeleriyle
bağdaşmamaktadır.
VII. Bölge Sınırlandırması:
Rekabeti Bozan, Piyasayı Şeklen Düzenleyip Fiilen Tahrip Eden Bir Uygulama
Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirlerinin çalışma bölgeleriyle sınırlandırılması, yalnızca rekabet
eşitsizliği oluşturmakla kalmamakta; aynı zamanda mevzuatın öngördüğü sınırlar
içinde kalıyormuş gibi görünen ancak fiilen düzenlemenin arkasından
dolanılmasına imkân veren suni yapılanmaları da teşvik etmektedir. Özellikle
güçlü sermaye yapısına sahip büyük ölçekli YGM firmaları bakımından bu
düzenleme, mevzuata şeklen uyum sağlanan fakat uygulamada zorunlu ve suni organizasyon
modellerinin hayata geçirildiği bir alana dönüşmüştür.
Nitekim bu firmalar,
mevzuatta öngörülen ortaklık oranı sınırlamalarına kâğıt üzerinde riayet etmek
suretiyle, farklı illerde ayrı tüzel kişilikler kurabilmekte ya da her çalışma
bölgesinde farklı YGM’lerle iş birliği ve ortaklık ilişkileri tesis ederek
fiilen ülke genelinde faaliyet gösterebilmektedir. Bu yapıların önemli bir
kısmı, gerçek anlamda ekonomik ve mesleki bütünlük arz eden ortaklıklar
olmaktan ziyade, sadece bölge sınırlamasını aşmak amacıyla kurgulanmış sanal
ortaklıklar niteliği taşımaktadır. Böylelikle mevzuatın açık hükmü ihlal
edilmeksizin, düzenleyici amacın tamamen boşa düşürüldüğü bir uygulama pratiği
ortaya çıkmaktadır.
Bu noktada asıl dikkat
çekici olan husus, bölge sınırlandırmasının büyük ölçekli YGM şirketleri
bakımından caydırıcı veya sınırlayıcı bir etki doğurmaması; aksine, güçlü
finansman yapıları sayesinde kolaylıkla aşılabilen ve hatta rekabet üstünlüğü
sağlayan bir araca dönüşmesidir. Mevzuatta YGM şirketlerinin en fazla beş
ortaklı olabileceği öngörülmüş olmakla birlikte, uygulamada aynı ekonomik
iradeye bağlı birden fazla şirketin farklı bölgelerde kurulması suretiyle,
kâğıt üzerinde ayrı ortaklık yapıları oluşturulmakta; fiiliyatta ise tüm bu
şirketler tek bir merkezî yönetim ve tek bir “patron” iradesi altında faaliyet
göstermektedir. Büyük firmalar, sahip oldukları sermaye gücü sayesinde bu çoklu
şirketleşme ve hızlı şubeleşme modellerinin maliyetlerini rahatlıkla
karşılayabilmekte, böylece bölge sınırlamasını fiilen etkisiz hâle
getirebilmektedir. Buna karşılık, tek ortaklı ve/veya Şahış şirketi şeklindeki
YGM’ler açısından aynı yapılanmalar ekonomik olarak mümkün olmadığından, bölge
sınırlandırması bu kesim için aşılması imkânsız bir engel hâline gelmekte; sonuç
olarak piyasanın belirli büyük aktörler tarafından domine edilmesine zemin
hazırlamaktadır. Bu meslek mensupları ya faaliyet alanlarını daraltmakta ya
mevcut antrepolarından vazgeçmekte ya da ekonomik gerçeklikle bağdaşmayan
ortaklık ilişkilerine zorlanmaktadır. Bu durum, serbest piyasa koşullarında
kendiliğinden oluşan doğal bir rekabetin sonucu değil; doğrudan düzenleyici
işlemin zorlayıcı etkisiyle tesis edilen suni bir piyasa yapısının tezahürüdür.
Bu itibarıyla, çalışma
bölgesi sınırlaması; görünürde tüm YGM’lere eşit biçimde uygulanan bir kural
olmakla birlikte, pratikte büyük sermayeye sahip firmalar lehine işleyen, küçük
ve bağımsız meslek mensuplarını ise sistem dışına iten bir etki doğurmaktadır.
Daha da önemlisi, bu düzenleme; gerçek ve şeffaf ortaklıkları teşvik etmek
yerine, kâğıt üzerinde kurulan, mevzuata şeklen uygun ancak özünde düzenleyici
iradeyi boşa çıkaran yapılanmaları beslemekte; böylece hukuki öngörülebilirliği
ve düzenlemenin meşruiyetini zedelemektedir.
VIII. Uygulama Örnekleri
(Mevzuat ve Saha Gerçekliği Çelişkisi)
Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirliği (YGM) faaliyetleri bakımından mevzuat, hâlihazırda niceliksel bir
sınırlandırma öngörmektedir. Nitekim Gümrük Yönetmeliği’nin 575 inci maddesinin
dördüncü ve beşinci fıkraları uyarınca, bir YGM iki genel antrepoyu geçmemek
üzere toplam dört antrepo ile tespit sözleşmesi imzalayabilmekte; birden fazla
genel antrepo ile sözleşme yapılması hâlinde ise her bir antrepo için en az bir
gümrük müşavir yardımcısının görevlendirilmesi zorunlu tutulmaktadır. Bu
düzenleme, YGM faaliyetlerinin hem kapasite hem de denetim bakımından zaten
belirli bir çerçeveye oturtulduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Buna karşın uygulamada,
YGM’lerin faaliyet alanının çalışma bölgesi esas alınarak ayrıca
sınırlandırılması, aynı mesleki faaliyete yönelik ikinci bir kısıt oluşturmaktadır.
Örneğin, yetki belgesi müracaatı sırasında İstanbul çalışma bölgesini seçen ve
bu kapsamda İstanbul’da bir antrepo ile tespit sözleşmesi imzalayan bir
YGM’nin, mevzuatın izin verdiği antrepo sayısına bakılmaksızın, ticari ve
mesleki talep bulunması hâlinde dahi İzmir’de bir antrepo ile tespit sözleşmesi
imzalamasına izin verilmemektedir.
Oysa uygulamada aynı
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirinin, herhangi bir denetim veya yeterlilik
engeliyle karşılaşmaksızın, çalışma bölgesini tamamen değiştirerek İzmir’i
seçmesi mümkündür. Bu durumda YGM, İstanbul’daki antrepolarla sözleşme yapamaz
hâle gelmekte; ancak aynı kişi, ertesi gün İzmir’deki antrepolar için aynı
yetki, sorumluluk ve hukuki statüyle faaliyet gösterebilmektedir. Keza
antreponun bulunduğu ilde ikamet etmek kaydıyla, İstanbul veya İzmir Gümrük
Müşavirleri Derneği’ne kayıtlı, gümrük müşavir yardımcısının istihdam
edilmesinin önünde de herhangi bir hukuki engel bulunmamaktadır. Bu somut
uygulama, çalışma bölgesi sınırlamasının denetim, personel yeterliliği veya
kamu yararıyla açıklanamayacağını açıkça ortaya koymaktadır. Denetim ve
yeterlilik unsurları mevzuatla zaten güvence altına alınmışken, coğrafi esaslı
bu kısıtlama, ilave bir fayda üretmeyen; aksine ölçüsüz ve işlevsiz bir
sınırlama niteliği kazanmaktadır.
Diğer bir uygulama örneği
olarak, aynı firmanın farklı çalışma bölgelerinde birden fazla antreposunun
bulunması hâlinde ortaya çıkan tablo da dikkat çekicidir. Bu durumda, söz
konusu firmanın tüm antrepoları için aynı YGM ile çalışmak istemesi, mevcut
düzenlemeler çerçevesinde hukuken mümkün değildir. Firma, ya her bölge için
farklı bir YGM ile çalışmak, ya da mevcut YGM’nin şirket bünyesinde başka bir
YGM ile ortaklık ilişkisine girmesini zorunlu kılan bir yapılanmaya gitmek
durumunda kalmaktadır.
Bölge sınırlamasının
dayattığı suni ortaklık yapılarının yol açtığı hukuki ve mesleki sorunlar ayrı
bir tartışma konusu olmakla birlikte, “Asgari Ücret Tarifesi” ’nin
ikinci bir bölgede şubeleşmeye çalışan bir YGM şirketi açısından ekonomik
olarak sürdürülemez olduğu tartışmasızdır. Zira yeni bölgede şirket bünyesine %20
pay oranı ile katılmak durumunda kalınan YGM’nin maliyeti ile aynı bölgede
şirket yapısına dâhil edilecek tek bir antrepodan elde edilebilecek gelir
arasında açık bir orantısızlık bulunmaktadır. Buna ilaveten Gümrük Müşavir
Yardımcısı istihdamı, SGK ve vergi yükleri ile ayrı bir bölgede teşekkül
etmenin doğurduğu ilave maliyetler birlikte değerlendirildiğinde, hâlihazırda
tek bir bölgede yalnızca bir antrepo ile faaliyetlerini güçlükle sürdürebilen
bir YGM şirketinin ikinci bir bölgede fiilen varlık göstermesinin neden
imkânsız olduğu daha net biçimde ortaya çıkmaktadır. Bu durum, YGM’leri kâğıt
üzerinde var olan ancak fiiliyatta hiçbir ekonomik rasyonalitesi bulunmayan
suni yapılanmalara zorlamaktadır. Öte yandan YGM şirketleri, ikinci bölgede
ileride iş imkânlarının doğabileceği veya sürdürülmesinin olanaksız hale
geldiği bölge sınırlamasının kaldırılacağı beklentisiyle, ekonomik gerçekliğe
rağmen faaliyetlerinden vazgeçememekte; “ne yardan ne de serden geçememe”
hâlet-i ruhiyesi içinde, yalnızca görünürde sürdürülen yapay bir faaliyet
döngüsünü devam ettirmek zorunda kalmaktadır.
IX. Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirleri İçin Çalışma Bölgesi Uygulamasının Kaldırılması Gereği
Yetkilendirilmiş Gümrük
Müşavirliği (YGM) sisteminde çalışma bölgesi uygulaması, mevzuatta öngörülen
amacını aşan ve uygulamada mesleki faaliyeti daraltan sonuçlar doğurmaktadır.
Nitekim Gümrük Yönetmeliği’nin 575/2 nci maddesi uyarınca, yetkilendirilmiş gümrük
müşavirlerinin Bakanlıkça belirlenen çalışma bölgelerinden birini seçmesi
zorunlu tutulmuş; seçilen bölge dışında kalan gümrük idarelerinin denetimi
altındaki antrepolar ile tespit sözleşmesi yapılması açıkça yasaklanmıştır. Bu
yaklaşım, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği Rehberi ile 2024/8 sayılı
Genelge’nin eki listelerde çalışma bölgelerinin beş bölge olarak belirlenmesi
suretiyle pekiştirilmiştir.
Ancak uygulamada bu
düzenleme, Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri bakımından ciddi bir ekonomik ve
mesleki daralmaya yol açmaktadır. Zira bir YGM’nin seçtiği çalışma bölgesinde
çoğu zaman yalnızca tek bir antrepo ile tespit sözleşmesi imzalayabilmesi ve aynı
bölgede sözleşme yapabileceği başka bir antreponun fiilen bulunmaması, istisnai
değil yaygın bir saha gerçeğidir. Bu hâlde YGM, mevzuatın izin verdiği azami
antrepo sayısına henüz ulaşmamış olmasına rağmen, fiilen yeni bir tespit
sözleşmesi yapma imkânından yoksun bırakılmaktadır. Bunun doğal sonucu olarak
antrepo kontenjanları boş kalmakta; sistem giderek daralmakta, istihdam
beklentileri zayıflamakta ve YGM mesleği genç kuşaklar açısından cazibesini
yitirerek tercih dışına itilmektedir. Gelinen noktada meslek, sürdürülebilir
bir kariyer alanı olmaktan uzaklaşmakta; giderek “emeklilik mesleği” olarak
algılanan bir yapıya evrilmektedir.
Bu nedenle, teknolojik
altyapının, dijital denetim imkânlarının ve anlık iletişimin bu denli geliştiği
bir dönemde, YGM’nin fiziken belirli bir coğrafi bölgede bulunmasını zorunlu
kılan bir yaklaşımın, sistemin etkinliğine somut bir katkı sunduğunu ileri
sürmek güçtür. Aksine, çalışma bölgesi kısıtı; mesleğin kurumsallaşmasını
engelleyen, verimliliği düşüren ve uygulamada zorunlu ve suni yapılanmaları
(farklı YGM’lerle çalışma, ortaklık ilişkileri vb.) teşvik eden bir etki
oluşturmaktadır.
X. Serbest Ticaret ve
Gümrük Sistematiği Açısından Değerlendirme
Gümrük mevzuatında
yerleşiklik kavramı, dar anlamda bir ikamet adresi veya bölgesel aidiyet
üzerinden değil; kişinin Türkiye Gümrük Bölgesinde yerleşik olup olmadığı esas
alınarak tanımlanmıştır. Bu yaklaşım, gümrük hizmetlerinin coğrafi sınırlarla
değil; yetkinlik, güvenilirlik ve denetlenebilirlik ilkeleri temelinde yürütülmesi
gerektiğini ortaya koymaktadır. Nitekim Türkiye’nin Gümrük Birliği çerçevesinde
benimsediği vizyon, gümrük müşavirliği hizmetlerinin yalnızca ulusal sınırlar
içinde değil, Avrupa Birliği ile bütünleşik bir ticaret alanında da etkin ve
uyumlu biçimde yürütülmesini hedeflemektedir.
Bu perspektiften
bakıldığında, Türk gümrük müşavirlerinin Avrupa Birliği ülkelerinde iş ve işlem
yapabilmesine yönelik bir entegrasyon ve uyum hedefi açıkça ortadayken; aynı
mesleğin Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği boyutunda, ülke sınırları içinde
dahi katı bölge kısıtlarına tabi tutulması, izahı güç bir çelişki
doğurmaktadır. Avrupa ölçeğinde faaliyet gösterebilecek bir mesleki yapının
vizyon olarak benimsenmesiyle, YGM’lerin il veya bölge sınırlarına mahkûm
edilmesi arasında ne sistematik ne de fonksiyonel bir tutarlılık bulunmaktadır.
Benzer şekilde,
Yetkilendirilmiş Yükümlü (YYS) sisteminde firmalar, ülke genelinde ve
uluslararası tedarik zinciri boyunca faaliyet gösterebilirken; bu firmalarla
doğrudan temas hâlinde olan ve kamu adına denetim fonksiyonu üstlenen
YGM’lerin, coğrafi sınırlarla hareket edemez hâle getirilmesi, çağdaş gümrük
anlayışıyla bağdaşmamaktadır. Bu durum, bölge sınırlamasının kamu yararı,
denetim etkinliği veya sistem güvenliğiyle açıklanamayacağını; aksine, serbest
ticaret vizyonuyla örtüşmeyen, dar ve statik bir idari tercih olduğunu açıkça
göstermektedir.
XI. Sonuç
Antrepolarda
yürütülen tespit ve kontrol işlemleri, denetimsiz ya da rastgele kişiler eliyle
değil; nitelikleri, eğitim şartları, staj süreci, sınav ve mesleki
yeterlilikleri bizzat Ticaret Bakanlığı tarafından belirlenen YGM’ler ve
antrepoda fiilen görev yapan gümrük müşavir yardımcıları aracılığıyla
yürütülmekte, bu süreçte YGM’nin hukuki sorumluluğu kesintisiz olarak devam
etmektedir. Buna rağmen YGM’lerin coğrafi çalışma bölgeleriyle
sınırlandırılması, denetimi güçlendiren bir tedbir olmaktan ziyade, büyük
sermayeli yapıların birden fazla şirket kurarak bölgesel kısıtları fiilen
aşmasına imkân tanıyan, tek ortaklı ve şahıs şirketi şeklinde örgütlenen
YGM’leri ise sistem dışına iten yapay bir rekabet düzeni üretmektedir. Avrupa
Birliği ile bütünleşik gümrük vizyonu çerçevesinde gümrük müşavirliği
hizmetlerinin sınır ötesi boyuta taşınmasının hedeflendiği bir ortamda,
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirlerini ülke içinde bölge sınırlarına mahkûm eden
bu yaklaşımın ne hukuki ne de idari bir izahı kalmadığı aşikardır. Dolayısıyla;
çalışma bölgesi uygulamasının denetimi
güçlendirmediği, aksine mesleki, ekonomik ve yapısal sorunları derinleştiren
bir unsur hâline geldiği; bu nedenle kaldırılmasının başta sektör olmak üzere
tüm paydaşların yararına olacağı değerlendirilmektedir.
Kaynakça:
1-
Gümrük Kanunu- (4458 nolu Kanun)
(04.11.1999 tarihli, 23866 sayılı R.G.)
2-
Gümrük Yönetmeliği (07.10.2009 t. 27369
s. R.G.)
3-
Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirliği
Tebliği (10.09.2020 t. 31240 s. R.G.)
4-
Genelge No: 2024/8 (Yetkilendirilmiş
Gümrük Müşavirliği Rehberi ve Yetkilendirilmiş Gümrük Müşavirleri Çalışma
Bölgesi)
5-
Konuyla ilgili sair ikincil
düzenlemeler.
6- İstanbul Gümrük Müşavirleri Derneği YGM komitesi toplantı kararları